CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU, ADANA’DA MUHTARLARLA BİR ARAYA GELDİ  
12.03.2017
26509
Yazı Boyutu: A- A+
CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU, ADANA’DA MUHTARLARLA BİR ARAYA GELDİ

- "Devlet ayrı, siyaset ayrıdır. Siyasi partiler vatandaşın verdiği yetki içinde 4 yıl için devleti yönetirler, devlet olmazlar, devleti yönetirler. Şimdi tam bir parti devleti olacak"
- "Koskoca Türkiye Cumhuriyeti bir kişiye teslim edilecek bir devlet midir? Üzerinde oturup düşünmemiz lazım"
- "Siz 80 milyon olarak milletvekili gönderiyorsunuz. Bir kişi kalkıyor ’Ben bu Meclis’i feshedeceğim’ diyor. ’Evet’ derseniz bu yetkiyi vereceksiniz. ’Hayır’ derseniz bu yetkiyi vermeyeceksiniz"

- "Bu anayasa değişikliği memleketin hangi sorunu çözecek? Terör sorununu mu çözecek? Terör sorununu çözecek diyenler var, onlara da şunu söylüyorum ben: 15 yıldır tek başına iktidarsın, 15 yıldır terörü bitireceğiz dediniz de önünüze bir parti çıkıp engel mi koydu?"
- "Bir muhtar tek başına köyün merasını satabilir mi? Biz yetkiyi veriyoruz tek kişiye, köyün merasını değil isterse Türkiye’yi verecek"
- "Darbe hukukunu değiştirmemiz lazım. Fransa’da, Almanya’da, Japonya’da, Amerika’da nasıl insanlar birinci sınıf demokrasi istiyorsa biz de kendi ülkemizde birinci sınıf demokrasi istiyoruz"

Genel Başkan Kılıçdaroğlu, Adana’da bir otelde muhtarlarla bir araya geldi.



Muhtarlarla bir süre basına kapalı toplantı yapan Kılıçdaroğlu, daha sonra gazetecilerin de alındığı salonda yaptığı konuşmada, muhtarların sorununu ülkenin birçok yerinde dinlediği, nasıl çözüleceğini de bildiğini belirtti.

Muhtarların SGK primleri nedeniyle icralık olduklarının dile getirildiğini aktaran Kılıçdaroğlu, belediye başkanları ve milletvekillerinin SGK primlerinin bir kısmını devletin ödediğini ancak seçimle gelen muhtarların bundan yararlanamadığını, aynı uygulamanın muhtarlar için de geçerli olmasını savunduklarını ifade etti.

Kılıçdaroğlu, asgari ücret vaatlerini partisinden seçilen tüm belediyelerde yerine getirdiklerini, aile sigortasını da pek çok belediyenin uygulamaya başladığını anlattı.

Yıllarca "Vergi nasıl toplanır, bütçe nasıl yapılır, para nasıl harcanır" ile uğraştığını hatırlatan Kılıçdaroğlu, "Eğer cebinizi değil vatandaşın cebini düşünürseniz bütün bu sorunların hepsi çözülür ama ’Seçildik hele şu malı götürelim’ derseniz vatandaşın sorununu değil kendi sorununuzu çözmüş olursunuz." dedi.

- "Hepimizin oturup üzerinde düşünmesi gerekiyor"

Kılıçdaroğlu, anayasaların birer toplumsal uzlaşma belgeleri olduğuna dikkati çekerek farklı partilere oy verenlerin tamamının temel haklarının korunması gerektiğini vurguladı.

Mevcut siyasi sistemde vatandaşın oy verdiği partiden seçilen milletvekillerine telefonla ulaşabildiğini, yapılacak değişiklik sonrası buna gerek kalmayacağını savunan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Çünkü o milletvekili de bakanı arayacak. Bakan da milletvekili, Meclis’e geliyor. Yeni modelde bakanların hiçbirisi milletvekili değil. Milletvekili telefon açacak bakan da diyecek ki ’Kardeşim ben seçimle gelmedim, beni seçen bir kişi. Bana niye telefon ediyorsun?’ Hiçbir bürokrat sizin telefonunuza da çıkmayacak. Milletvekili de telefona çıkmayacak."

Kılıçdaroğlu, mevcut modelde hükümetin kurulduktan sonra TBMM’de güven oyu aldıktan sonra yola devam ettiğini, yeni modelde güvenoyu olmadığını belirtti.

Buna karşı vatandaşın "Biz 550 milletvekili seçtik Ankara’ya gönderdik. Allah aşkına bunlar orada ne yapacak. Hükümeti denetleyemeyecek" diyeceğini aktaran Kılıçdaroğlu, hükümetin güvenoyu istemeye bile tenezzül etmeyeceğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, A veya B partisi değil bir vatandaş olarak konuştuğunu ifade ederek "Hepimizin oturup üzerinde düşünmesi gerekiyor. Neden biz bu sistemden vazgeçiyoruz, neden yeni bir rejim getiriyoruz, hangi akla hizmet?" dedi.

Mevcut sistemde bir bakanın yolsuzluk yapması, işini yapmaması veya güven vermemesi halinde hakkında gensoru verildiğini, yeni modelde gensoru olmadığını dile getiren Kılıçdaroğlu, "Malı götür, Meclis bir şey yapamayacak. Peki arkadaşlar bu doğru mudur? Bir bakan en azından şundan çekinmeli ’Yanlış bir şey yaparsam yarın Meclis’te hakkımda gensoru verirler, çıkıp hesabını vermek zorundayım.’ Bu da yok. Bu model doğru mudur, yanlış mı bunu da düşünmeniz lazım." dedi.

- "Devlet ayrı, siyaset ayrıdır"

Yeni modelde kaç bakan olacağının bilinmediğine işaret eden Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Bilen var mı? Ben de bilmiyorum. 10 bakan mı, 15, 20, 50 bakan mı veya başkan diyecek ki ’Hiç bakanlara ihtiyaç duymuyorum. Bakanlık yok.’ diyecek. Sonra şu olacak bir sabah kalkacak diyecek ki ’Milli Eğitim Bakanlığını kapattım gerek yok veya Milli Savunma Bakanlığını kapattım gerek yok’. Böyle bir yetki verilebilir mi bir kişiye?"

Kılıçdaroğlu, mevcut modelde kaç bakanlık olacağının ve yetkilerinin TBMM tarafından kanunla belirlendiğine dikkati çekerek, yeni modelde TBMM’nin böyle bir yetkisinin olmadığını, bir kişinin istediğini belirleyeceğini öne sürdü.

Yeni modelde "başkan yardımcısı" sayısının da bilinmediğini anlatan Kılıçdaroğlu, "İstediği kadar yardımcısı olacak. Başkan aynı zamanda partisin de genel başkanı olacak. Bunun için mesela 81 ildeki il başkanını başkan yardımcısı olarak tayin edebilecek." dedi.

Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"Devlet ayrı, siyaset ayrıdır. Siyasi partiler vatandaşın verdiği yetki içinde 4 yıl için devleti yönetirler, devlet olmazlar, devleti yönetirler. Şimdi tam bir parti devleti olacak. Bu yanlış mıdır, doğru mudur, vicdanınızda ölçüp, tartacaksınız. Hangisi yanlış, hangisi doğrudur, kararı siz vereceksiniz. Nisan ayında sandığa gideceksiniz kararınızı vereceksiniz."

- "Her şey bir kişide oluyor"

Kılıçdaroğlu, 16 Nisan’da oylanacak anayasa maddelerinin kabul edilmesi durumunda yetkilerin bir kişide olacağını belirtti.

Vatandaşların "Olsun, ne olacak ki?" diye düşünebileceğini aktaran Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"Bir partinin genel başkanı hakim tayin etsin mi etmesin mi? Bunu vicdanınıza sormak zorundasınız. Partinin genel başkanı hakim tayin ederse ne olur? Düşünün CHP Genel Başkanı hakim tayin ediyor. Allah aşkına başka bir partiden olan kişi o hakime güvenir mi? Yargı bağımsızlığı orada bitiyor zaten. Güçler ayrılığı ilkesi bitmiş oluyor. Güçlerin birliği oluyor. Her şey bir kişide oluyor. Yargı bağımsızlığı, yürütme, yasama tamamen bir kişinin kontrolünde oluyor. Bir kişinin kontrolünde olduğu zaman sorun çıkar."

Asıl temel tehlikenin unutulmaması gerektiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, şu görüşleri dile getirdi:

"Peki bazı arkadaşlar ’Olsun ne olacak ki, her şey bir kişinin kontrolünde olsun’ diyebilir. Bunu düşünen vatandaşlarımız da olabilir. Adaletin çok daha ötesinde başka bir tehlike var. Bir kişiyi ikna ettiğiniz zaman en geç 24 saat içinde Türkiye Cumhuriyet Devletini ele geçirirsiniz. Niye 24 saat diyorum. Çünkü bunun bir hazırlığı var, oturup valileri görevden alacaksın, yeni valiler, yeni kaymakamlar, yeni savcılar, yeni hakimler, yeni generaller tayin edeceksin. Kızıyorlar FETÖ terör örgütü 35 yıldır devlette yapılandı diye. 35 yıla gerek yok bir kişiyi ikna ettiğin zaman 24 saat içinde devleti ele geçireceksin. Hakim sizden, vali sizden, kaymakam sizden, emniyet müdürü sizden herkes sizden. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti bir kişiye teslim edilecek bir devlet midir.? Üzerinde oturup düşünmemiz lazım."

Kılıçdaroğlu, millette olan yetkinin alınarak bir kişiye verilmek istendiğini, o kişinin istediği zaman TBMM’yi de feshedebileceğini savundu.

Tarihten ders çıkartılması gerektiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"1924 Anayasası görüşülürken Meclis’i fesih yetkisi Mustafa Kemal Atatürk’e verilmek istenir. İki genç milletvekili kürsüye çıkarlar. ’Biz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü seviyoruz’ derler. ’Bu memleket için neler yaptığını da çok iyi biliyoruz. Çok değerli bir komutan, bu ülke için fedakarca çalıştı. Ama kimse kusura bakmasın bizi buraya Gazi Mustafa Kemal Atatürk değil, bizi buraya millet gönderdi. Milletin meclisini kimse feshedemez’ diyorlar. 127 oyla reddedilir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk bu konuşmayı yapan iki kişiyi daha sonra bakan yapar. Kendi tarihimizden ders çıkartmasını bilmeliyiz. Eğer siz hatadan ders çıkartmazsanız tarih tekerrür eder. Hatadan ders çıkartırsanız tarihi tekerrür ettirmezsiniz. Siz 80 milyon olarak milletvekili gönderiyorsunuz. Bir kişi kalkıyor ’Ben bu Meclis’i feshedeceğim’ diyor. ’Evet’ derseniz bu yetkiyi vereceksiniz. ’Hayır’ derseniz bu yetkiyi vermeyeceksiniz."

- "Kendi partisinin genel başkanı nasıl tarafsız olacak"

Cumhurbaşkanının mevcut anayasaya göre tarafsız olduğuna işaret eden Kılıçdaroğlu, bu tarafsızlığın devletin sigortası olduğunu belirtti.

Tarafsız cumhurbaşkanının bütün siyasi partilere eşit mesafede olduğunu aktaran Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Olmak zorundadır. Gelir TBMM’de tarafsız davranacağına dair namusu ve şerefi üzerine yemin eder. Peki bir siyasi partinin genel başkanı tarafsız mıdır? Hayır. Ne ben, ne Sayın Binali Yıldırım, ne Sayın Devlet Bahçeli ne de diğer partilerin başkanları tarafsız değiliz. Milletvekilleri de tarafsız değildir. Anayasaya göre bizim yeminimizde tarafsızlık kuralı yoktur. Tarafsızlık kuralı sadece cumhurbaşkanındadır. TBMM Başkanı da siyasi parti gruplarına karşı tarafsızdır. Yeni modelde, başkan aynı zamanda bir partinin de genel başkanı olduğu için tarafsız olamaz. Şimdi diyorlar ki ’Bu değişiklikle biz çift başlılığı kaldırıyoruz.’ Hiç ilgisi yok.Tam tersine çift başlılık anayasal kurum haline gelmiş oluyor çünkü başkan hem TBMM’sini hem Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil edecek hem de kendi partisinin genel başkanı olacak. İki şapkası olacak. Tarafsız olabilir mi? Kendi partisinin genel başkanı nasıl tarafsız olacak ve biz ona nasıl diyeceğiz sen tarafsız ol. Diyecek ki, ya ben partimin genel başkanıyım, niye tarafsız olayım."

Genel Başkan Kılıçdaroğlu, mevcut sistemde cumhurbaşkanının bir seyahate çıkması veya hastalanması halinde yerine yine seçimle gelen TBMM başkanının vekalet ettiğini vurgulayarak değişiklikle bu temsiliyeti seçimle gelmeyen bir yardımcısının yapacağını söyledi.

Seçimle gelmeyen birilerinin Türkiye’yi temsil ettiği dönemlerin darbe dönemleri olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, "Kenan Evren darbeyi yaptı geldi. Seçimle mi geldi? Hayır. Peki Türkiye neden bir anayasa darbesi yaşayacak. Seçimle gelmeyen birisi nasıl Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil eder, nasıl milli iradeyi temsil eder. Hepimizin oturup düşünmesi lazım. Elimizi vicdanımıza koymamız lazım. Bu doğru mudur, yanlış mıdır diye konuşmamız lazım." dedi.

- 18 yaşında seçilme hakkı

Değişiklikle 18 yaşındaki bir kişiye milletvekilliği hakkı getirildiğine dikkati çeken Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Samimi olarak soruyor ve cevap bekliyorum. 18 yaşında çocuğu veya torunu olan bir muhtar arkadaşım ’Benim çocuğum milletvekili olacaktır’ diye düşünen veya inanan var mıdır diye bir el kaldırsın göreyim. Yok. Bu 18 yaşındaki çocuk kimin çocuğu, torunu olacak? Bu soruyu sormak zorundasınız. Ben de soracağım, siz de soracaksınız. 18 yaşında milletvekili olunca hangi haklara kavuşacak? Bir, milletvekili olacak. İki, ömür boyu askerlikten muaf olacak. Üç, iki yıl milletvekilliği yaptıktan sonra ballı börekli emekli aylığına sahip olacak. Allah aşkına bana söyler misiniz bu kaymağı sizin çoğunuza bırakırlar mı? Elinizi vicdanınıza koyacaksınız ve referanduma öyle gideceksiniz benim sizden tek istediğim budur."

Kılıçdaroğlu, değişiklikle milletvekili sayısının da 550’den 600’e çıkarıldığını belirterek bu değişikliğin gereksiz olduğunu savundu.

- "Bu anayasa değişikliği memleketin hangi sorunu çözecek"

Bu anayasa değişikliğinin memleketin hangi sorununu çözeceğini birinin anlatmasını isteyen Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"Soruyorum, salona ve arkadaşlara soruyorum. Bu anayasa değişikliği memleketin hangi sorunu çözecek? Terör sorununu mu çözecek? Terör sorununu çözecek diyenler var onlara da şunu söylüyorum ben: 15 yıldır tek başına iktidarsın, 15 yıldır terörü bitireceğiz dediniz de önünüze bir parti çıkıp engel mi koydu? İstediğiniz kanunu çıkarıyorsunuz. Bütün bakanlar sizden, valiler sizden, komutanlar sizden, polisler sizden, herkes sizden. Yani siz terörü engellediniz de birisi çıkıp karşı mı çıktı? Tam tersine ben ana muhalefet partisi genel başkanı olarak defalarca her terör olayından sonra ’Terörü bitirmek için bizden ne istiyorsanız her şeyi yaparız, hazırız, yeter ki bu memleket terörden kurtulsun’ bunu söyledim her yerde."

Kılıçdaroğlu, değişiklikle ülkeye istikrar geleceğinin söylendiğini aktararak şöyle konuştu:

"Ne istikrarı? Ekonomi sizde, bakanlar sizde, valiler sizde. Merkez Bankası size bağlı, Hazine size bağlı. Yani siz ekonomide istikrar getirdiniz, işsizliği önlediniz de CHP mi karşı çıktı, MHP mi karşı çıktı, HDP mi karşı çıktı, muhtarlar mı karşı çıktı? Kim karşı çıktı. Hiç kimse. Kararı siz aldınız böyle bir tablo çıktı ortaya. Koalisyon olsa birbirlerini suçlasınlar. Koalisyon da yok. Siz hangi kararı aldınız da birisi engel oldu, hangi kararı aldınız da bir mahkeme iptal etti? Yok böyle bir şey."

Türkiye’nin bekasının önemli olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, şu görüşleri aktardı:

"Türkiye’nin bekası için söylüyorum. Şu soruyu da kendinize sorun. Bu anayasa değişikliği böyle geçiyor da niye bu batılı ülkelerden bir tek cümle, ’Ya bu yanlıştır’ diye bir laf duymuyoruz? Niye duymuyoruz? Demokrasiyi biz sokakta mı bulduk? Bu iş bir parti meselesi değil bu iş bir memleket meselesidir. Bakın etrafta hiçbir zaman bizim partinin bayrağını görmezsiniz. Türk bayrağı dışında bayrak da yoktur. Bayrağımızı seviyoruz, vatanımızı seviyoruz, insanımız seviyoruz ve bu ülke için çalışmak istiyoruz"

Kılıçdaroğlu, demokrasinin, insan haklarının gelişmesini, ayrılık gayrılık olmadan birlikte yaşamak istediklerini bildirerek ülkenin kavgadan, gerilimden bıktığını anlattı.

- "Bir hata Türkiye’yi felakete sürükler. Bunun vebali büyüktür"

Farklı düşüncelerin bir toplumu ileriye taşıyacağını, geriye götürmeyeceğini ifade eden Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Akıl akıldan üstündür diyen kim. Ben mi söyledim? Babam söyledi, dedem söyledi, aynı şeyi sizin babanız, sizin dedeniz de söylemiştir. Bu toplumun ortak söylemidir akıl akıldan üstündür. Bu toplumun ortak söylemidir, beşer şaşar. Hatasız kul olur mu arkadaşlar. Bütün yetkiyi birisine veriyorsunuz. Bir hata Türkiye’yi felakete sürükler. Bunun vebali büyüktür."

- "Düşünerek sandığa gidelim"

Kılıçdaroğlu, yeni anayasanın yürürlüğe girmesiyle bütün yetkinin bir kişiye verileceğini savundu.

12 Eylül Anayasası oylanırken kendisinin sandıkta "Hayır" oyu verdiğini anlatan Kılıçdaroğlu, "Bugün çocuklarıma, o anayasaya ’Hayır’ oyu verdiğimi gururla söylüyorum. Çocuklarınıza miras olarak bırakacağınız en güzel sözcüktür. Türkiye’nin bekası ve geleceğimiz için bu ülkenin evlatları için düşünerek sandığa gidelim." diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, bunun bir parti meselesi olmadığını ifade ederek şöyle konuştu:

"Çiftçi, sanayici işini yapacak. Hepimiz işimizi yapacağız. Şu propagandayı yapıyorlar, ’Hayır çıkarsa kaos olur.’ Niye kaos olsun? Sayın Cumhurbaşkanı yerinde kalacak, 2019’a kadar zaten görev başında. Kim seçti? Millet seçti, milletin oyuna saygı duymayacak mıyız? Saygı duyuyoruz. Sayın Başbakan, bakanlar yerinde kalacak. TBMM yerinde kalacak, kanunlar gelecek, oturulacak ve tartışılacak. Efendim parlamenter sistemde kanunlar çıkmıyormuş, kim dedi kanunlar çıkmıyor diye? Daha geçen hafta 100’ün üstünde kanun çıktı, kavga oldu mu? Çoğu vatandaşın haberi bile olmamıştır. Uzlaşma içinde çıkar. Hangi kanunlarda tartışma olur? Doğrudan vatandaşı ilgilendiren kanunlarda tartışma olur. Her partinin görüşü farklıdır, tartışma olması da lazım. Sadece milletvekilleri tartışmazlar mecliste, komisyonlarda sivil toplum örgütleri davet edilir, onların başkanları, meslek kuruluşlarının başkanları davet edilir. Sorulur onlara, ’Bu sizin derdinizi çözüyor mu çözmüyor mu?’ Biz böyle yapıyoruz."

Daha uygar, demokrasisi gelişmiş bir Türkiye arzuladıklarını dile getiren Kılıçdaroğlu, "Neden ’Hayır’ı düşünüyoruz. Benim gibi düşünmeyen insanın da düşüncesini özgürce ifade edebileceği bir Türkiye istiyoruz. Demokrasi istiyoruz." dedi.

Kılıçdaroğlu, istenilen televizyon kanalında tartışmaya hazır olduğuna işaret ederek "Vatandaşın bilgilenme hakkı yok mudur? Çıksınlar beni mahcup etsinler, yanlış biliyorsam ben de öğrenmiş olayım. Niye gelmiyorlar? Üstelik şu teklifi de yaptım, ’Siz yarım saat konuşun bana 15 dakika verin.’ Ona da razıyım. Kim doğruyu söylüyor kim yanlışı söylüyor, yeter ki vatandaş bilsin ve görsün." dedi.

- "Darbe hukukunu değiştirmemiz lazım"


Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin dünyanın en güzel ülkesi olduğunu anlatarak şunları aktardı:

"Bir muhtar tek başına köyün merasını satabilir mi? Biz yetkiyi veriyoruz tek kişiye, köyün merasını değil isterse Türkiye’yi verecek. Olmaz arkadaşlar. ’Efendim ben sandığa gitmem, oy kullanmam.’ bu doğru değil. Türkiye’nin bekası söz konusuysa herkes sorumluluk üstlenip sandığa gidecek. İster ’evet’ oyunu kullanır, ister ’hayır’ oyunu kullanır, iki vatandaş farklı oy kullanıyorsa ikisinin de benim başımın üstünde yeri var. Hiç ayrım yapmam, doğru da bulmam. Hangi partiye oy verirse versin. Bu bir seçim değil. Bu bir partiyi iktidara getirme seçimi de değil. Bu bir Türkiye meselesidir. Gideceğiz oyumuzu kullanacağız."

Sandık güvenliğini sağlayacaklarını belirten Kılıçdaroğlu, ortak paydalarının demokrasi olduğunu dile getirdi.

Kılıçdaroğlu, 80 milyon insanın ülkesi için vatansever olduğunu vurgulayarak "Hepimiz yeri ve zamanı geldiğinde bu ülke için hayatımızı feda etmesini biliriz. Hepimiz vatanseveriz. Bu ülkede demokrasiyi büyütüp geliştirelim. Zaten demokrasiyi zor bela aldık, zor bela inşa ediyoruz. Eksikliklerimiz yok mu, var tabii. Bazen ben bunu söylediğimde diyorlar ki ’Siz 1982 Anayasasını mı savunuyorsunuz?’ Hayır kardeşim biz demokrasiyi savunuyoruz." ifadelerini kullandı.

Parlamenter sistemin önündeki engellerin tamamının 12 Eylül darbesinden kaynaklandığını anlatan Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Niye? Yüzde 10 seçim barajı var. Yüzde 1 oy alan partinin genel başkanı gelip, TBMM’de konuşsa bir eksiklik mi, bir yanlışlık mı olur? Saadet Partisinin, Vatan Partisinin, Büyük Birlik Partisinin genel başkanları gelsin. Sokakta konuşacağına çıksın milletin kürsüsünden konuşsun. O zaman milli irade tam tecelli etmiş olur. Biz bunu savunuyoruz. Hem diyecekler ki ’Biz darbeye karşıyız’ hem de darbecilerin getirdikleri kanunun arkasında duracaklar. Darbe hukukunu değiştirmemiz lazım. Fransa’da, Almanya’da, Japonya’da, Amerika’da nasıl insanlar birinci sınıf demokrasi istiyorsa biz de kendi ülkemizde birinci sınıf demokrasi istiyoruz."

Konuşmasının ardından Kılıçdaroğlu’na kara kalemle çizilmiş portresi hediye edildi.