CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU, BAKIRKÖY BELEDİYESİ TEMEL ATMA TÖRENİNDE KONUŞTU (26 KASIM 2016)  
26.11.2016
26326
Yazı Boyutu: A- A+
CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU:
-BİR KİŞİNİN SÖYLEMLERİNE KIZIP, 80 MİLYONLUK ÜLKEYE YAPTIRIM UYGULAMAYINIZ

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “AB üyelerinin tümüne, tüm yöneticilerine seslenmek isterim: Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu tarihten bu yana yüzünü batıya ve uygarlığa dönmüş bir ülkedir. Biz laik, demokratik, sosyal hukuk devletini koşulsuz savunan bir ulusuz. Dolayısıyla bir kişiye, bir kişinin söylemlerine kızıp 80 milyonluk bir ülkeye yaptırımlar uygulamayınız. Bu bir halkı cezalandırmak olur.” dedi.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun, Bakırköy Belediyesi Temel Atma Töreninde yaptığı konuşma şöyle:




Biz Cumhuriyet Halk Partililer olarak ülkemizin geleceğini düşüneceğiz. Biz Cumhuriyet Halk Partililer olarak çocuklarımızın geleceğini düşüneceğiz. Biz Cumhuriyet Halk Partililer olarak ülkemizin saygınlığını düşüneceğiz. Biz Cumhuriyet Halk Partililer olarak kadın – erkek eşitliğini savunacağız. Biz Cumhuriyet Halk Partililer olarak medya özgürlüğünü savunacağız. Biz Cumhuriyet Halk Partililer olarak söz veriyoruz, Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında hiçbir gazeteci hapiste olmayacak. Biz Cumhuriyet Halk Partililer olarak yurtta barış, dünyada barış diyeceğiz. Biz Cumhuriyet Halk Partililer olarak bütün Ortadoğu’da barışı sağlayacağız, barışın güvencesi olacağız. Çünkü biz Mustafa Kemal’in askerleriyiz.

ÜLKENİN AYDINLIK GELECEĞİ İÇİN HEP BİRLİKTE MÜCADELE EDECEĞİZ
Bugün karamsar bir hava olduğunu biliyorum. Bugün düşünen her insanın Türkiye’nin geleceği konusunda kaygı taşıdığını biliyorum. Bugün hangi görüşten olursa olsun acaba Türkiye yarın ne olacak diye kendi vicdanına soru sorduğunu biliyorum. Ama buradan hangi görüşten olursa olsun, bu ülkenin hangi coğrafyasında yaşıyorsa yaşasın onlara şu sözü söylemek istiyorum. Hiç kimsenin karamsarlığa kapılmasına gerek yok. Çünkü herkes şunu çok iyi bilmeli. Bu ülkede Cumhuriyet Halk Partisi olduğu sürece ülkenin aydınlık geleceği için hep birlikte mücadele edeceğiz. Ama her yurttaşımızın, her vatandaşımızın kendisine soru sorma zamanıdır. Ülke neden bu hale geldi? 2002’de iktidar olanlar 2014’ün Türkiye’sinde neden bir terör batağıyla Türkiye’yi karşı karşıya getirdiler? 2002’de bütün komşularımızla ilişkilerimiz çok iyiyken 2014’ün Türkiye’si neden bütün komşularıyla kavgalı bir halde? 2002’de Türkiye’de terör yokken neden bugün bir değil üç terör örgütüyle Türkiye mücadele eder noktaya geldi? Herkes şu soruyu da sormalı. FETÖ dedikleri terör örgütüyle kim birlikte paralel yürüdü? Kim ne istediniz de vermedik dedi? Kim terör örgütünü bir darbe yapar noktaya taşıdı, bu kadar güçlendirdi? Eğer bu soruyu kendimize sormazsak vatandaş olarak görevimizi yerine getirmemiş oluruz.
Peki onların çocukları işsiz mi? Ankara’da oturan beylerin çocukları işsiz mi? Neden? Bu ülkede fakir fukara çocuklar iş bulamazken onların çocuklarının bir eli yağda bir eli balda. Bu soruyu sormak zorundayız. Her vatandaşımız sormak zorunda. Diyorlardı ki bir dönem CHP fakir insanların, yoksul insanların, gariban insanların derdini dile getirecek mi diye. Her ortamda dile getiriyoruz. Taşeron işçiliği kim dile getirdi? Cumhuriyet Halk Partililer. Emekliye iki maaşı kim dile getirdi? Cumhuriyet Halk Partililer. Orman köylüsünün sorununu kim dile getirdi? Cumhuriyet Halk Partililer. 1 milyona yakın mağdur var, darbe sonrası yaratılan mağdur var. O mağdurların sorunuyla birebir kim ilgileniyor? Cumhuriyet Halk Partililer. Bakın, biz bu ülkenin sorunu olan her vatandaşıyla birebir ilgileniyoruz. Sorunu olan her vatandaşın sorununu çözmeye çalışıyoruz. Biz kimsenin inancıyla ilgilenmeyiz. Allah’la kulun arasına girme yetkisini kendimizde görmeyiz. Biz kimsenin kimliğiyle ilgilenmeyiz. Biz kimsenin yaşam tarzıyla ilgilenmeyiz. Biz insana insan olarak bakarız ve Allah’ın yarattığı en değerli varlık insandır deriz. Nokta.

ŞEHİTLER ARASINDA FARK YARATANLAR BU ÜLKENİN HAİNLERİDİR
Fırat Kalkanından şehitlerimiz geliyor, Suriye’den şehitlerimiz geliyor. Soru şu: Suriye bataklığını kim yarattı? Suriye’ye kim silah gönderdi? Müslüman’ı Müslüman’a kim kırdırdı? Özellikle iktidar için oy kullanan, mevcut iktidarı iktidara getirmek için oy kullanan bütün saygıdeğer yurttaşlarıma sesleniyorum. Senin çocuğunu Suriye’ye gönderiyorlar, senin çocuğunu dağlara gönderiyorlar terörle mücadele et diye, Türkiye’nin çıkarlarını savun diye. Bu Ankara’da oturan beylerin çocukları nerelerde? Onlar gidiyorlar mı? Yeri gelince şehit edebiyatı yapıyorlar. Şimdi şehitler arasında da fark koydular. 15 Temmuz şehitleri ve diğer şehitler. Şehitler için fark olmaz. Söyledim kürsüde burada da söylüyorum. Şehitler arasında fark yaratanlar bu ülkenin hainleridir diye. Bu kadar açık, bu kadar net söylüyorum. Şehitler bizim şehitlerimizdir. Şehitler arasında fark olmaz. Şehitlerin tamamı annelerinin kuzularıdır. O çocukları, fidan gibi çocukları, eline kına yakıp askere gönderen anneler sizlere seslenmek istiyorum. Sevgili anneler, çocuğunuzu gönderirsiniz, arkasından dualar edersiniz, huzur içinde askerliğini tamamlasın gelsin dersiniz. Şehit haberi almamak için her gün Allah’a dua edersiniz çocuğum sağ gelsin diye. Ve biz o şehitleri hep saygıyla anarız. Ama şehitler arasında farklılık getirmek, benim şehidim, onun şehidi diye o şehitlerimizi ayırmak bizim kitabımızda yoktur. Bizim ahlakımızda yoktur. Bizim inancımızda yoktur. Bizim terbiyemizde yoktur. Ama onlarda var. Bunu içime sindiremiyorum.

TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN SINIRLARINI TARTIŞMA KONUSU YAPIYORLAR
Suriye’ye gönderiyoruz askerlerimizi. Suriye’ye eskiden niye giderdi bizim askerlerimiz? Belki olsa olsa turistik geziye giderlerdi sivil vatandaş olarak. Şimdi eline silah verdik ve gönderdik. Neden? Türkiye’nin güvenliği için. Türkiye’nin güvenliğini Ortadoğu’da kim tehlikeye attı? Hangi iktidar tehlikeye attı? Bunun hesabını sormak zorundayız değerli arkadaşlarım.
Bakın, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü, Refet Bele, Kazım Karabekir, bunların tamamı Osmanlı paşasıydı. Bunların bütün hayatları savaş meydanlarında geçti. Ama onlar savaştan sonra savaşın bütün acımasızlığını yaşadılar ve dediler ki, bu ülkenin bekası için ülkenin içinde de, dışında da barış olmalı dediler. Her zaman, her ortamda barıştan yana oldular. Şimdi kalktılar başka bir şey yapıyorlar. Türkiye Cumhuriyetinin sınırlarını tartışma konusu yapıyorlar. Lozan’ı tanımıyorlar. Lozan’ı tanımıyorsan biz seni asla tanımayacağız! Hep birlikte mücadele edeceğiz. Direnmek gerekiyorsa hep birlikte direneceğiz. Kime karşı? Zulme karşı, zalime karşı, zulmedene karşı birlikte mücadele edeceğiz. Mücadelemizin temel hedefi Türkiye’yi aydınlığa çıkarmaktır. Herkes bunu böyle bilsin.

CASTRO KİMSEYE TESLİM OLMADI, ÜLKESİNİ DE KİMSEYE TESLİM ETMEDİ
Dünyanın saydığı önemli devrimcilerden birisi Castro hayatını kaybetti. Kendisine Allah’tan rahmet diliyoruz. Onun idealindeki en büyük devrimci Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tü. Hep onu örnek aldı, onun devrimlerini örnek aldı. Düzgün bir insandı. Küba’ya sahip çıktı, Kübalılara sahip çıktı. Belki dünyanın en mutlu insanları Küba’da, herkes huzur içinde yaşıyor. Kimseye teslim olmadı. Ülkesini de kimseye teslim etmedi. Çünkü o Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü örnek almıştı. O nedenle onu saygıyla anıyoruz, saygıyla yad ediyoruz.

BİZİM GELENEĞİMİZDE HERKESİ KUCAKLAMAK VARDIR
Belediyelere geleyim kısaca. Bakırköy’de yaşıyorsunuz. İstanbul’un en güzel ilçelerinden birisinde yaşıyorsunuz. Bakırköy’ün caddelerinde, sokaklarında, meydanlarında özgürce geziyorsunuz. Önünüze bir engel çıkarsa kapısını vuracağınız bir belediye başkanınız var. Onlara şunu söyledim, bütün belediye başkanlarımıza. Seçime kadar CHP rozeti takın, gezin, uğraşın ve seçimi kazanın. Seçimden sonra artık siz bir partinin değil, bütün Bakırköy’ün, yani bütün beldenin belediye başkanısınız. Hiç ayrım yapmayın, ayrımcılık yapmayın. Herkesi kucaklayın. Çünkü bizim geleneğimizde, bizim ahlakımızda, bizim inancımızda ayrımcılık yoktur. Herkesi kucaklamak vardır. Belediye başkanlarıma bunu söyledim.
İki; gecekondu bölgelerinden başlayarak her yerde çocuk yuvası ve kreş yapın. Anneler çocuklarını güven içinde kreşe getirsinler, çocuk yuvasına getirsinler, kentin kendilerine verdiği imkanlardan yararlansınlar.

BAKIRKÖY DENİNCE AKLA GELEN DEĞERLERDEN BİRİSİ TARIK AKAN’DIR
Üç; eğer beldenin bir sorunu varsa, uğraştınız çözemiyorsanız Ankara’ya geleceksiniz biz sizin önünüze düşeceğiz ve o sorunu çözmek için hep birlikte mücadele edeceğiz. Bunu da söyledik. Bu yeter mi? Hayır. Kentlinin sorumluluğu vardır ve kentin özel bir bilinci vardır. Kentin özel bir kimliği vardır. Bakırköy dediğinizde aklınıza gelen bazı değerler vardır. Tarık Akan bu değerlerden birisidir. Onu anmak hepimizin ortak görevidir. O zaman bizim kültür merkezlerine ihtiyacımız var, tiyatro salonlarına ihtiyacımız var, sinemalara ihtiyacımız var, konferans salonlarına ihtiyacımız var. İnsanların gelip rahatlıkla tartıştığı, düşüncelerini ifade ettiği mekanlara ihtiyacımız var. Belediye başkanlarımız bunu yapıyor.
Buradan bütün İstanbullu kardeşlerime seslenmek isterim. İstanbul’u tanımak, bir kenti tanımak, özgür insanların dolaştığı bir beldeyi tanımak için İstanbullular Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin olduğu yerlere giderler. Bakırköy’e gelirler, Beşiktaş’a gelirler, Kadıköy’e, Maltepe’ye, Sarıyer’e giderler. Çünkü oralarda kentin bütün güzelliklerini görmek mümkün. Yeşil alanları görmek mümkün. Onlar boş bir arazi bulduklarında nasıl gökdelen yaparız buraya derler. Bizim belediye başkanlarımız boş bir alan olduğunda buraya ağaç dikelim, yeşillik yapalım, çocuklarımız, yaşlılarımız, gençlerimiz gelsinler buralarda kalsınlar, buralarda eğlensinler diye. Çünkü biz insana değer veririz. İnsana değer vermeyen bir toplumun geleceği yoktur. Ben de Bakırköy’le ve Bakırköylülerle gurur duyuyorum.

AVRUPA PARLAMENTOSU’NUN ALDIĞI KARAR BİR TAVSİYE KARARIDIR
Geldiğimiz nokta iç açıcı bir nokta değil. Dolar almış başını gidiyor. Terör bir taraftan, bütün dünya bize kapılarını kapatmış. Avrupa Parlamentosu bir karar aldı. Türkiye’nin müzakere sürecini askıya aldı. Önce şunu ifade etmek isterim. Bu bir tavsiye kararıdır. Daha sonra komisyonlarda görüşülecek. AB üyelerinin tümüne, tüm yöneticilerine seslenmek isterim. Türkiye, Türkiye Cumhuriyeti öteden beri, kurulduğu tarihten bu yana yüzünü batıya ve uygarlığa dönmüş bir ülkedir. Biz laik, demokratik, sosyal hukuk devletini koşulsuz savunan bir ulusuz. Dolayısıyla bir kişiye kızıp, bir kişinin söylemlerine kızıp 80 milyonluk bir ülkeye yaptırımlar uygulamayınız. Bu bir halkı cezalandırmak olur. Biz kendi ülkemizde bu mücadeleyi zaten yapıyoruz. Hiç kimsenin endişesi olmasın birileri Türkiye’yi teslim almak istiyor ama tek bir Cumhuriyet Halk Partili dahi bu ülkeyi bir kişiye asla teslim etmeyecektir.

HERKES BULUNDUĞU KOLTUĞUN YETKİLERİNİ KULLANMAK ZORUNDADIR
Müzakerelerin yeniden açılmasını istiyoruz bir. İki; Sayın Binali Yıldırım’a açık ve net mesaj vermek istiyorum. AB ile müzakerelerin özü demokrasidir. Eğer ülkende demokrasiyi savunuyorsan, hukukun üstünlüğünü savunuyorsan, insan haklarını savunuyorsan, yargı bağımsızlığını savunuyorsan, batının standartları yani tam demokrasiyi Türkiye’de istiyorsan Cumhuriyet Halk Partisi son ferdine kadar parlamentodaki bütün milletvekilleri bu yasal düzenlemeleri yapmak için destek verecektir. Cesaretin varsa, yüreğin varsa, ülkeyi seviyorsan, müzakere, fasıl demeden, onlar dayatmadan, onların fasıl açmasını beklemeden biz kendi özgür irademizle Türkiye Cumhuriyetine tam demokrasiyi getirelim, özgürlüğü getirelim. Neden birileri dayatsın. Binali bey buna evet der mi? Abisinden izin isteyecektir. Eğer bir kişi kendi koltuğunun hakkını vermezse, o koltuğun kendisine verdiği yetkileri kullanamazsa, kendi yetkilerini birilerine ihale ederse o kişi Türkiye Cumhuriyetini yönetemez arkadaşlar. İşin özü budur yönetemez. Herkes bulunduğu koltuğun yetkilerini kullanmak zorundadır. Cumhurbaşkanıysa tarafsız olacak, eşit olacak. Yani cumhurun başkanı olacak. Bir kısım insanların değil, birilerinin değil. Gereğini yapacak, yasaya uyacak. Başbakan, halkın verdiği yetki vardır yetkiyi kullanacak. Kendi yetkilerini başkasının kullanmasına izin vermeyecek. Verdiği takdirde ülkeyi yönetemez. Nitekim ülke yönetilmiyor. Nitekim dış politika konusunda bir kişi konuşuyor, terör oluyor bir kişi konuşuyor, esnafın derdi bir kişi konuşuyor. Tabi onlar esnafın derdi derken bizim anladığımız derdi değil, başka bir şeyi konuşuyorlar. Ama ortada Başbakan yok, Başbakan konuşmuyor. Başbakanın sesi çıkmıyor. Bir şey söylese yukarıya bakıyor acaba ne diyecek bana diye.

BU DÜNYAYI YERİNDEN OYNATACAK OLAN KADINLARDIR
Ve bu ülkenin güzel kadınlarına, güzel annelerine seslenmek isterim. Parlamentoya gece yarısı bir önerge geldi. Önergeyi dikkatle izleyen, dikkatle gözden geçiren Cumhuriyet Halk Partisinin milletvekilleri oldu. İç tüzüğün kendilerine verdiği bütün yetkileri kullanarak o önergenin o gece yasalaşmasına engel oldular ve bütün dünyaya küçük çocuklara tecavüz edenlerin hapisten çıkarılmalarını engellediler. Bu bir gece bizim yaptığımızdı. Ama hemen ertesi günden başlayarak bu ülkenin kadınları hangi görüşten olursa olsun bu ülkenin kadınları bir yürek oldular hep birlikte. Çünkü onlar çocuklarını seviyorlar, çocuklarının acı
çekmesini istemiyorlar, çocuklarının üzerine titriyorlar. Sivrisineğin bile çocuğunu ısırmasına tahammül edemiyorlar anneler, kendi çocuklarına tecavüz eden insanların hapisten çıkarılmasına göz yumabilirler mi? Asla yapmadılar ve birlik oldular. Yürekli ve kocaman bir ses çıkardılar. Bu ses sadece Ankara’da, sadece parlamentoda değil bütün dünyada duyuldu ve bütün dünya şu gerçeği gördü. Türkiye’de kendi haklarına, kendi çocuklarına sahip çıkan kocaman bir kadın kitlesi var dedi.
Ve o nedenle bu ülkenin kadınları olduğu sürece bu ülkenin geleceği hep aydınlık olacaktır. Bu dünyayı yerinden oynatacak olan kadınlardır. Türkiye’de aydınlık iktidarı getirecek olan kadınlardır. O nedenle bu ülkenin bütün kadınlarına güveniyoruz. Bu ülkenin bütün kadınları demokrasinin de aynı zamanda güvencesidir. O nedenle sizlere güveniyoruz ve sizlere inanıyoruz.

15 TEMMUZ’U FIRSAT BİLİP BİR KARŞI DARBE SÜRECİ BAŞLATTILAR
Buradan, özgürlük meydanından hapisteki bütün gazetecilere, bütün akademisyenlere selamlarımızı, saygılarımızı gönderiyoruz. Onların yazdıkları için, elleri kalem tuttuğu için hapiste olmaları bizim için ayıp, ama onlar için onurdur. Çünkü onlar adi bir suçtan ötürü hapiste değiller. Düşündükleri için hapisteler. Dünyanın bütün zulmeden iktidarları düşünen insanlara düşman olmuştur ve düşünen insanlar, özgürlüğü savunan insanlar her zaman ağır bedeller ödemişlerdir. Bugün ağır bedeller ödeniyor ama o bedelleri ödeyenler tarihe not düşüyorlar bu ülkenin aydınlığı için biz mücadele ediyoruz, bu ülkenin geleceği için biz mücadele ediyoruz. Bu ülkenin demokrasisi için biz mücadele ediyoruz diyorlar. O nedenle biz Bakırköy’den, Özgürlük Meydanından o yiğit insanlara selamlarımızı gönderiyoruz.
Bir karşı darbe süreci içindeyiz. 15 Temmuz’u fırsat bilip cadı avı başlatarak bir karşı darbe süreci başlattılar. Binlerce öğretmen kapının önüne kondu. Binlerce memur kapının önüne kondu. 142 gazeteci hapiste. Ama şu sorunun cevabı henüz bulunmuş değil. FETÖ dediğiniz terör örgütünü kim besledi, kim büyüttü, kim siyasi destek verdi? Bunun siyasi sorumluları kimdir? Ben biliyorum, siz de biliyorsunuz. Güçleri kime yetiyor? Gariban vatandaşa yetiyor, bakkala yetiyor, manava yetiyor, öğretmene yetiyor, akademisyene yetiyor, avukata yetiyor. Ama kendilerine gelince hiçbir şey yok. Bunun hesabını sormazsam namerdim. Açık ve net söylüyorum bunun hesabını sormazsam namerdim. Nereye giderlerse gitsinler hesabını soracağım bunun. Beraber yürüdünüz siz, malı beraber götürdünüz siz. Bilmez miyiz, ihaleleri beraber paylaştınız siz! Okulları beraber açtınız siz, üniversitelere beraber izin verdiniz siz. Şimdi sorumlu arıyorlar. Baş sorumlu sensin arkadaş. Biz bunları bilmez miyiz? Bunların bütün kirli çamaşırlarını tek tek dökeceğiz ortaya. Bu bizim bu ülkeye namus borcumuzdur. Olur mu öyle şey? Yaptıkları uygulamalar insan haklarına aykırı.

KOLEKTİF SUÇ DİYE BİR KAVRAM YOKTUR, SUÇ ŞAHSİDİR
Bakın, size anlattığım bir örneği burada da anlatayım. Polis memuru meslekten atılmış FETÖ’cü diye. Karısı özel sektörde çalışıyor. Vali yazı yazıyor, eşi FETÖ terör örgütünden ötürü atıldı karısını da siz özel sektörden atın. Değerli arkadaşlarım, vicdan denen bir şey var. Kolektif suç diye bir kavram yoktur. Suç şahsidir. Polis memuru suç işleyebilir karısının günahı ne? Çocuklarının günahı ne? Diyorlar ki , “Onlar çoluk çocuk aile boyu ağaç kökü yesin.” Ben de onlara dönüp diyorum ki, “Onlar ağaç kökü yemesin insanca beslensinler, ama sen zıkkımın kökünü ye!”
Mazluma sahip çıkmak bizim görevimizdir. Zulmedene karşı durmakta bizim görevimizdir. Biz bize oy verdi vermedi ayrımını yapmayız. Biz insan haklarından yanayız, biz demokrasiden yanayız, biz kadın – erkek eşitliğinden yanayız, biz medya özgürlüğünden yanayız, biz yargı bağımsızlığından yanayız. Biz uygar dünyanın bir parçası olmak istiyoruz bataklığın değil. Biz elbette ki, Ortadoğu’da barışın gelmesini istiyoruz, huzurun gelmesini istiyoruz. Onlar gibi insanı insana kırdırmak için oralara silah göndermeyeceğiz. Eğer kahvede, eğer evde, sokakta, parkta veya fabrikada Cumhuriyet Halk Partisine oy vermemiş bir vatandaş görürseniz ona şu soruyu lütfen sorun. Deyin ki, hangi iktidar Suriye’yle, Mısır’la, Libya’yla, AB ile, İsrail’le, Filistin’le, İran’la ilişkileri düzeltir? Hangi iktidar düzeltir? Bu sorunun cevabını sorun. O hayatı boyunca Cumhuriyet Halk Partisine oy vermese dahi bu sorunun cevabının Cumhuriyet Halk Partisi olduğunu bilecektir.

KİMSE YARINI GÖREMİYOR
İş dünyasına da seslenmek isterim bu vesileyle. Düne kadar destek verdiğiniz, İstanbul’u betona çevirdiğiniz bir süreç Türkiye’yi bu noktaya taşıdı. Kimse geleceği bıraktım yarını göremiyor. Yarın ne olacak onu dahi bilemiyor. O zaman hepimizin aklımızı başımıza almamız gerekiyor. Bütün sorumluluğu getirip CHP’nin sırtına yıkacaksın sonra diyeceksin ki, bu memleketi kim kurtaracak? Açık ve net söylüyorum. Bu memleketi içinde bulunduğu zulümden, zalimlikten ancak ve ancak Cumhuriyet Halk Partisi çıkarır. Bu kadar açık, bu kadar net söylüyorum. Çünkü biz cebimizi düşünmeyiz halkı düşünürüz. Biz köşeyi dönme alışkanlığına sahip değiliz. Biz elde ettiğimiz gelirle, alın teriyle elde ettiğimiz gelirle geçinmesini biliriz. Biz komşusu açken tok yatanlardan değiliz. Biz komşusu açken onun karnını nasıl doyururuz onun arayışı içinde olan insanlarız. Bizim ana felsefemiz budur.

CHP TÜRKİYE’NİN BİRLEŞTİRİCİ GÜCÜDÜR
Dolayısıyla iş dünyasına, sendikalara, işçilere, taşeron işçilere, 1 milyonun üstünde taşeron işçi var. Kardeşim sana kadro vereceğim dedim, sendikalı olacaksın, hakkını arayacaksın. Sen konuş ben oyumu AKP’ye vereceğim. Kadro verdiler mi? Vermediler. Verecekler mi? Vermeyecekler. Kadro istiyorsan yönünü altı oka döneceksin. Kadro istiyorsan koşulsuz, inanarak oyunu Cumhuriyet Halk Partisine vereceksin. Biz emekten yana, alın terinden yana olan bir partiyiz. Bakın, asgari ücret net bin 500 lira olacak dedik kıyameti kopardılar, olur mu dediler. Bugün Türkiye’de nerede bir Cumhuriyet Halk Partili belediye varsa orada asgari ücret net en az 1500 lira yaptık. Demek ki oluyor. Aile sigortası dedik uyguluyoruz. Bizim belediyelerin olduğu yerlerde hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecek. Bütün toplumu kucaklayacağız. Bize oy versin vermesin herkesin partisi olacağız. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye’nin birleştirici gücüdür. Herkes bunu böyle bilmeli.

KENDİ ÜLKEMİZDE İNSANCA YAŞAMAK İSTİYORUZ
Birlikte Türkiye’yi aydınlığa kavuşturacağız. Bizim özlediğimiz Türkiye şu; herkesin aşının, herkesin işinin olduğu bir Türkiye. Her evde sıcak tencerenin kaynadığı bir Türkiye. Her annenin çocuğunu büyük bir keyifle okula gönderdiği bir Türkiye. Sokaklarında insanlar karşılaştıklarında birbirlerini tanımasalar bile güler yüzle selam verdikleri bir Türkiye. Hapislerinin boş olduğu, gazetecilerin özgürce yazdığı bir Türkiye. Adaleti aradığımız zaman, bağımsız yargının bütün Türkiye’ye adalet dağıttığı bir Türkiye. İsteğimiz budur. Çok şey istemiyoruz. Kendi ülkemizde, güzel ülkemizde, Mustafa Kemal’in Türkiye’sinde insanca yaşamak istiyoruz. Özlemimiz budur.
Hepinize en içten selamlar, saygılar sunuyorum, sağ olun var olun diyorum. Hepinize şükranlarımı sunuyorum.