CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU’NUN ORDU’DA DÜZENLENEN "FINDIK ÇALIŞTAYI"NDA YAPTIĞI KONUŞMA-BİZİM KORKUMUZ YOK (26 MAYIS 2016)  
26.05.2016
37653
Yazı Boyutu: A- A+
CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU:
- BİZİM KORKUMUZ YOK

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Yolsuzluk, hırsızlık yapmadık. Kul hakkı yemedik. Sanıyorlar ki, çekineceğiz. Aslan gibi gideceğiz, hakimin karşısına oturacağız, herkese demokrasi dersi vereceğiz.” dedi.

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Ordu Fındık Çalıştayı”ndaki konuşması şöyle:

SORUNLARIN ÇÖZÜM ADRESİ CUMHURİYET HALK PARTİSİDİR

Hepinize yürekten teşekkür ediyorum. Bir süre önce Rize’deydik. Çay üreticilerinin sorunu vardı. Bugün Ordu’dayız, fındık üreticilerinin sorunları var. Önümüzdeki hafta Adana’ya gideceğiz. Başka üreticilerin sorunları var. Dikkatinizi çekerim, hep üreticilerin sorunu var diyorum. Ne demek üretici? Alın teri döken demektir. Yani Mustafa Kemal Atatürk’ün “Köylü bizim efendimizdir” dediği kişilerin sorunları var. O sorunları çözmek Cumhuriyet Halk Partisinin, yani halkın partisinin temel görevidir ve bunu yapacağız.
Şunu her yerde rahatlıkla söyleyebilirsiniz. Nerede bir sorun varsa o sorunun çözüm adresi Cumhuriyet Halk Partisidir. İşçinin mi sorunu var, sanayicinin mi sorunu var, çiftinin mi sorunu var, öğrencinin mi sorunu var, öğretmenin mi sorunu var, emeklinin mi sorunu var? Her sorunun adresi, doğru adresi Cumhuriyet Halk Partisidir. Bir dönem diyorlardı ki, efendim sorun var “CHP sadece eleştirir, CHP öneri getirmez, CHP sorunlara çözüm getirmez.” Şimdi iktidar partisi de öğrendi, diğer muhalefet partileri ve siyasi partiler de öğrendiler ki sorunların çözüm adresi Cumhuriyet Halk Partisidir. Son iki seçim bildirgemizi aynen kopya ettiler ve hayata geçirmeye çalıştılar. Bu ne demektir? Türkiye’yi en iyi bilen, en iyi tanıyan, sorunları en iyi bilen, sağlıklı teşhis koyan, çözüm önerileri getiren parti Cumhuriyet Halk Partisidir. Herkesin böyle bilmesini isterim. Ta Mısır’daki sağır sultan da duysun.
Fındığın ne kadar önemli olduğunu biliyorum. Bu devleti kuranlar aslında biliyorlar. 1935 yılında Birinci Ulusal Fındık Kongresi toplanmış. 1938 Fiskobirlik kuruluyor, üreticiler destek veriyor, üreticiler güçlendirilmek isteniyor. Ama bakın 1935 – 2016, fındık sorunu var mı? Var. Çözüm bekliyor mu? Bekliyor. Sizden özellikle bu bölgeden, Trabzon’dan tutun, Ordu’su, Giresun’u dahil bütün fındık üreticilerinin şu gerçeği görmesi lazım. Onlar üretici kazansın diye çaba harcamıyorlar, biz üretici kazansın, alın teri kazansın diye mücadele ediyoruz. Herkesle görüşüyoruz, her tarafla görüşüyoruz. Üreticiyle de görüşüyoruz, sanayiciyle de görüşüyoruz, işçiyle de görüşüyoruz sorunu nasıl çözeriz diye. Sorunun çözüm adresi yine söylüyorum Cumhuriyet Halk Partisidir.

DEMOKRASİ DEĞİL, KUZEY KORE MODELİ
Şimdi gelelim asıl konuya, dokunulmazlıklara değineceğim. Biz Türkiye’ye ve dünyaya örnek olmak zorunda olan bir partiyiz. Biz TBMM’ye giderken, yani sizler oy verip bizi meclise gönderirken göndermenizdeki amaç şuydu: “Biz sizi meclise gönderiyoruz, oturun milletin derdini çözün. Sakın ola ki, vatandaşı dolandırmayın, ihaleye fesat karıştırmayın, yolsuzluk yapmayın, kul hakkı yemeyin, oturun doğru dürüst milletin derdini çözün.” Ben böyle anlıyorum ve meclise de bu anlayışla gittim, bu anlayışla çalıştım, bu anlayışla bütün millete, görüşü ne olursa olsun bütün vatandaşlarıma hesap vermeyi de namuslu bir görev kabul ediyorum. Dokunulmazlık dosyası geldi. Dediler ki, “Türkiye’de terör var, terörü çözeceğiz ama şu dokunulmazlık var ya bu dokunulmazlık yüzünden elimiz kolumuz bağlı.” Dedim ki, “Getirin dokunulmazlığı.” Biz dedik ki, “Parti programımız yazıyor. Kürsü dokunulmazlığı hariç bütün dokunulmazlıkları kaldıralım.” Ne demek? Kul hakkı yiyen adamın mecliste ne işi var, ihaleye fesat karıştıran adamın mecliste ne işi var, yolsuzluk yapan adamın mecliste ne işi var? “Hodri meydan” çekti Davutoğlu, aynı hodri meydanı aynen gördüm, getir dokunulmazlığı kaldırmazsak hep beraber hesabını soralım. Dokunulmazlıklar kalktı.
Bir; bu bölgenin ne kadar şehit verdiğini biliyorum. Terör konusunda ne kadar hassas olduğunu da biliyorum. O konuya daha sonra geleceğim. Ama şunu hiç kimse unutmasın, bundan sonra terörü önleme konusunda önlerinde hiçbir mazeret yok. Bitir kardeşim terörü. Ne istediysen oldu, ne istediysen verdik. Gelen her şehidin vebali senin boynunadır artık. Hiçbir mazeret üretemezsin. Bunu bir köşeye yazıyoruz.
İki; Sayın Davutoğlu’na dedim ki, “Dokunulmazlıkları kaldırıyoruz güzel. Hodri meydan çektin o da güzel, sen kaç oyla geldin iktidara? %49,5 oyla. Kaç kişi sana oy verdi? 23 milyon 600 bin kişi. Sen neden 23 milyon kişinin hakkını koruyup da Erdoğan’a hodri meydan demedin? Hangi gerekçeyle hodri meydan demedin? Hangi gerekçeyle ben %49,5 oy aldım istifa etmiyorum meydansa hodri meydan neden demedin?”
Bakın, gayet açık ve gayet söylüyorum. Davutoğlu’nun hakkını da ben koruyorum. Niye koruyorum? Demokrasi adına onun hakkını koruyorum. Madem millet sana oy verdi neden gidip sarayın kapısında bir istifa dilekçesi verdin? Demokrasiye inanmıyor musun sen? Efendim ben de gitmek istemiyordum ama şartlar böyle gerektirdi. Hangi şart kardeşim, hangi şart? Milletin iradesinden daha büyük irade olabilir mi? Sen 23 milyon 600 bin kişinin oyunu nasıl çöp sepetine atarsın? Nasıl 23 milyon 600 bin kişinin iradesini bir kişinin iki dudağı arasına teslim edersin? Bunun adı demokrasi değildir. Bu nedir? Kuzey Kore modelidir. Hepiniz hatırlarsınız değil mi Kuzey Kore’yi? Bir kişi konuşur herkes onu dinler. O ağlar herkes ağlar, o güler herkes güler, o der ki “Ayağa kalkın” hepsi ayağa kalkarlar. “Hepiniz oturun”, hepsi otururlar. Bunun adı demokrasi mi arkadaşlar? Demokrasi değil.
HEPSİNE DEMOKRASİ DERSİ VERECEĞİZ
Şimdi dokunulmazlıklarımız kalktı. Şöyle bir telaş var belli çevrelerde. Aman ha sizi hapse atabilirler. Aman ha sizi tutuklayabilirler. Yolsuzluk yaptık mı? Yapmadık. Hırsızlık yaptık mı? Yapmadık. Kul hakkı yedik mi? Yemedik. Namusumuzla adam gibi çalıştık, adam gibi siyaset yaptık. Davutoğlu’na dedim ki, “Benim dokunulmazlığımı kaldırıyorsun eyvallah, hodri meydan dedin eyvallah. Sen niye dokunulmazlığını kaldırmıyorsun? Bakanlar niye dokunulmazlığını kaldırmıyorlar? Başbakanlarının niye dokunulmazlığı devam ediyor?” Çünkü onlar malı götürdüler, çünkü onlar hırsızlık yaptılar, çünkü onlar yolsuzluk yaptılar. Onları koruyorsun, kürsü dokunulmazlığı siyaset yapanın dokunulmazlığını kaldıracağım. Sanıyorlar ki, biz çekineceğiz. Aslan gibi gideceğiz, hakimin karşısına oturacağız, ülkede başta hakim hepsine demokrasi dersi vereceğiz. Hiç kimse endişe etmesin bundan.
Niye hakimin karşısına çıkacağız? Demokrasi için çıkacağız, düşünce özgürlüğü için çıkacağız, medya özgürlüğü için çıkacağız, insan hakları için çıkacağız, gençlerimiz için çıkacağız, kadın – erkek eşitliği için çıkacağız, hukukun üstünlüğü için çıkacağız, din ve vicdan özgürlüğü için çıkacağız. Korkumuz yok bizim. Niçin korkumuz yok? Allahtan başka hiçbir korkumuz yok çünkü biz kul hakkı yemedik. Kimseye haksızlık yapmadık. Bizim yargıya çıkmamız, hakimin önüne çıkmamız demokrasi için bir kazanç olacaktır, özgürlükler için bir kazanç olacaktır. Herkes diyecek ki, “Demokrasiyi CHP getirdi.” Evet, CHP getirdi. Demokrasiyi güçlendirecek olan da CHP’dir, özgürlükleri güçlendirecek olan da biziz. Çünkü biz bu ülkede herkesin düşüncesini özgürce açıklayabileceği bir Türkiye yaratmak istiyoruz. Bunun mücadelesini veriyoruz. Neden korkacağız biz? Birileri korkuyor, korkuyorlar. İstedikleri kadar korksunlar.

TÜRKİYE’NİN KİRLİ ÇAMAŞIRLARINI AMERİKA MI YIKAYACAK
Bakın, bakanların dokunulmazlıkları kalksın dedim, yolsuzluk yapanların dokunulmazlıkları kalksın dedim kaldırmadılar. Şimdi dava nerede görüşülüyor? Amerika’da. Şu ayıp değil mi değerli arkadaşlarım, şu ayıp değil mi? Sen Türkiye Cumhuriyeti’nin yargısına güvenmiyorsun, dokunulmazlığını kaldırmıyorsun, orada gidip aklanmıyorsun Amerikan yargısı seni yargılıyor ve sen Türkiye’desin. Böyle bir ayıp olabilir mi, böyle bir rezillik olabilir mi? Önümüzdeki günlerde göreceğiz, bütün pislikler büyük bir ihtimalle ortaya çıkacak. Türkiye’nin kirli çamaşırlarını Amerika mı yıkayacak? Neden biz kendi özgür irademizle haksızlık yapanları yargılayamıyoruz? Neden onları hakimin karşısına çıkaramıyoruz? Kul hakkı yiyenlerden neden bunun hesabını soramıyoruz? Bunu da her yerde anlatmanız gerekiyor. Demokrasiyse sonuna kadar savunacağız, haksızlıksa sonuna kadar karşısında duracağız. Çünkü biz haksızlıklardan beslenen bir parti değiliz, adalet istiyoruz biz. Adalet soylu bir kavramdır. Eğer adaleti olmayan bir toplum olursa, devlet dediğimiz bir kavram olmaz. Ne diyor? “Adalet mülkün temelidir.” Yani devletin temelidir adalet. Siz yolsuzluk yapanları Türkiye’de yargılamıyorsunuz, onları alıyorsunuz doğru Amerika’daki hakimlere teslim ediyorsunuz ve onlar orada görüşüyorlar. Bunu kabul edemiyorum.
Bir başka konuya değineyim değerli arkadaşlarım. Son günlerde bir tartışma daha var, anayasa. Anayasayı yeniden yapacağız, yeniden düzenleyeceğiz, baştan sonra yeniden yazacağız. İlk 4 madde dedik bizim için değişmez. İlk 4 madde en temel maddedir. Kurucu iradedir ilk 4 madde. Parlamenter sistem? Evet, onu da değiştirmeyeceğiz. Güçlü bir parlamenter sistem kuracağız. İlk 4 maddeyi size okuyayım değerli arkadaşlarım. Değiştirmek istedikleri ilk 4 maddeyi size okuyorum. Ne olduğunu hep beraber öğrenelim.
CUMHURİYETİMİZE SONUNA KADAR SAHİP ÇIKACAĞIZ
Madde bir; devletin şekli: Türkiye devleti bir cumhuriyettir.
Nesini değiştirecekler? Türkiye devleti bir padişahlık mıdır diyecekler? Biz cumhuriyetimizden memnunuz. Cumhuriyet bir fazilettir. Cumhuriyet bilhassa kimsesizlerin kimsesidir. Cumhuriyet vatandaşın birilerinin kölesi değil, özgür yurttaş olması demektir. Nesini değiştireceksiniz cumhuriyetin? Evet Türkiye devleti bir cumhuriyettir, cumhuriyetimizle gurur duyuyoruz.
Madde iki; cumhuriyetin nitelikleri: Türkiye Cumhuriyeti toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.
Nesini değiştireceksiniz? Diyor ya Meclis Başkanı anayasadan laikliği çıkaralım diye. Onu mu değiştireceksiniz? Laiklik dinsizlik değildir, laiklik bütün inançların güvencesidir. Din ve vicdan özgürlüğüdür laiklik. Herkes istediği şekilde inanır. Düne kadar bizi suçluyorlardı. Biz laiklik dediğimiz zaman efendim şu CHP var ya CHP. Evet. Dine karşıdır CHP. Niye dine karşı olalım? Niçin dine karşı olalım, niçin inanca karşı olalım? Diyanet İşleri Başkanlığını kim kurdu? Cumhuriyet Halk Partisi. İmam hatip okullarını kim açtı? Cumhuriyet Halk Partisi. İlahiyat fakültelerini kim kurdu? Cumhuriyet Halk Partisi. Kuran mealini, Türkçe, Elmalılı Hamdi Yazır’a kim hazırlattı? Cumhuriyet Halk Partisi. Biz dine saygılıyız. Herkesin inancına saygılıyız. İnanç yerlerinde siyaset yapılmasını istemeyiz. Siyaset farklıdır, inanç farklıdır. Herkesin inancına sonuna kadar saygılıyız. İnancın siyasete malzeme edilmesini de istiyoruz.
Üçüncü madde: Türkiye devleti ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür, dili Türkçedir. Nesini değiştirecekler? Başkanlığı getirecekler, eyalet sistemimi getirecekler, Türkiye’yi mi bölecekler? Cumhuriyet Halk Partisi parlamentoda olduğu sürece ister 134 milletvekili, ister bir milletvekili Türkiye Cumhuriyetini asla ve asla bölemezsiniz izin vermeyeceğiz.
Devam ediyorum: Bayrağı şekli kanunda belirtilen beyaz ay yıldızlı al bayraktır.
Al bayrağımızla gurur duyuyoruz. Geçerken ayağa kalkıyoruz. Bütün törenlerde bayrağımızı saygıyla karşılıyoruz. Şehit cenazelerimizde tabutun üstüne koyuyoruz al bayrağımızı. Nesini değiştireceksiniz?
Devam ediyor: Milli marşı istiklal marşıdır.
İstiklal marşımıza inanıyoruz, güveniyoruz. Mehmet Akif’e şükran borçluyuz. Hep beraber az önce okuduk.
Başkenti Ankara’dır.
Ne sıkıntınız var sizin Ankara’da? Başkenti Ankara’dır. Cumhuriyetin başkentidir. Kıvanç duyuyoruz, onur duyuyoruz.
Biz bunu dile getirince dediler ki, tamam ilk 3 madde kalksın 4.maddeyi değiştirelim. 4.madde ne biliyor musunuz? İlk 3 madde hakkında değişiklik önergesi dahi verilemez diyor. Yani önce şu 4’ü bir kaldıralım ondan sonra biz diğerlerinin gereğini yaparız diyorlar. Sanıyorlar karşılarında çocuk var çocuk kandıracaklar.
Buradan söylüyorum, başta kaçak sarayda oturan zat duysun, başbakan duysun, bakanları duysun, bütün sağduyulu yurttaşlarım duysun. Türkiye Cumhuriyetinin kurucu iradesine sonuna kadar sahip çıkacağız, cumhuriyetimize sonuna kadar sahip çıkacağız, bayrağımıza sonuna kadar sahip çıkacağız, başkentimize sonuna kadar sahip çıkacağız, istiklal marşımıza sonuna kadar sahip çıkacağız. "Yaşasın tam bağımsız Türkiye" diyeceğiz!

DÜNYANIN HİÇBİR ÜLKESİNDE “OY ALDIM İSTEDİĞİMİ YAPARIM” DİYE BİR KURAL YOKTUR
Sanıyorlar ki, biz oyu aldık her şeyi yaparız. Yok, kardeşim öyle bir şey yok. Yok öyle bir şey. Bu memleket bize altın tepside sunulmadı. Bu memleketin kuruluşunda, cumhuriyetin kuruluşunda, dedelerimizin, babalarımızın alın teri var, kanı var, gözyaşı var. Ben oy aldım istediğimi yaparım. Dünyanın hiçbir ülkesinde böyle bir şey yoktur. “Oy aldım istediğimi yaparım” diye bir kural yoktur. Her devletin bir kuruluşu vardır. Cumhuriyet sıradan kurulmadı, sıradan bir devlet değiliz biz. Birileri bize Arap ülkelerindeki gibi “Gelin sizin sınırlarınızı çizelim” demedi. Çanakkale’de mücadele ettik, Antep’te, Afyon’da, Şanlıurfa’da mücadele ettik, alın teri döktük. Ne diyor birisi? Tarihimiz 1919’da başlıyor diyorlar. Sen tarih de bilmiyorsun kardeşim. Tarih insanlık tarihiyle başlar. İnsansan ancak bunu anlayabilirsin. İnsan değilsen anlayamazsın zaten. 19 Mayıs’ı da savunuyoruz, 23 Nisan’ı da savunuyoruz, 29 Ekim’i de savunuyoruz. Milli günlerimizi sonuna kadar savunuyoruz ve anacağız. Hiç kimsenin en ufak bir endişesi olmasın.
Hükümet programı okundu, dinlediniz mi bilmiyorum. Yolsuzluk yok. Eskiden yolsuzluk konusunda “3Y” diyorlardı değil mi, 3Y! Yolsuzlukla mücadele edeceğiz. Yolsuzluktan besleniyorlar. Yolsuzluktan beslenen bir siyasal anlayış. Bir de bunlar din iman diyorlardı değil mi? Kul hakkı yemek ne zamandan beri dinin, imanın bir gereği oldu? Yolsuzluk yapmak ne zamandan beri dinin, imanın bir gereği oldu. Yasakları kaldıracaklardı. İki kişi neredeyse yan yana sokakta yürüyemiyor hangi yasaktan bahsediyorlar? Özgürlükçü demokrasiyi savunuyoruz, sonuna kadar savunacağız. Bunun mücadelesini yapacağız, birlikte yapacağız. Kadını, erkeği, yaşlısı, genci sonuna kadar özgürlükçü demokrasinin mücadelesini yapacağız. Bunu yaptığımız zaman ancak çocuklarımıza karşı görevimizi yerine getiririz.
14 YILDA TÜRKİYE’Yİ TERÖR BATAĞINA KİMLER GETİRDİ
Ve terör. 2002’de rahmetli Ecevit hükümeti devrettiğinde Türkiye’de terör sıfırdı. Ne oldu 14 yılda Türkiye bir terör batağına saplandı ne oldu? Kim yönetiyordu bu ülkeyi? Bunu her yerde gidip her vatandaşın anlatması lazım. Hepinizin görevi var. Bu görevi sakın unutmayın. Çocuklarınıza karşı göreviniz var, sorumluluğunuz var. Şehitlerimize karşı sorumluluğunuz var, gazilerimize karşı sorumluluğunuz var. 14 yılda Türkiye’yi terör batağına kimler getirdi? PKK mahkemeler kurdu seslerini çıkarmadılar. Şehirler dinamitlerle, patlayıcı maddelerle donatıldı seslerini çıkarmadılar. Askere alma daireleri kurdular seslerini çıkarmadılar. Bir ilçede kamyonun üstünden Kalaşkinof silahlar dağıtıldı, polis müdahale etmek istedi, asker müdahale etmek istedi, Vali dedi ki, “Müdahale edemezsiniz, Ankara izin vermiyor.” Ve sonunda bugünkü tablo ortaya çıktı. Her yerde söyledim, AKP’nin yöneticileri, bir daha söylüyorum AKP’nin yöneticileri, yani bu ülkeyi yöneten o insanlar terör örgütüne açıkça yardım ve yataklık yapmışlardır. Açıkça söylüyorum. Niçin söylüyorum? Elimizde belgeler var, dokümanlar var, bakanların konuşmaları var, başbakanların konuşmaları var. 2014 yılında 292 yazı yazıyor askerler, 292! Güvenlik güçleri, “Şurada terör örgütü yuvalandı, müdahale etmek istiyoruz” diye 292 yazı! 284’üne diyorlar ki “Müdahale etmeyin, Ankara istemiyor.” Şehitlerin sorumlusu kim? Gazilerimizin sorumlusu kim? Ben “Terör örgütüne yardım ve yataklık yapıyorlar” diyorum, beni korkudan mahkemeye veremiyorlar. Ağzımı her açtığımda mahkemeye veriyorlar, ama bunu söylediğim zaman mahkemeye veremiyorlar. Niçin? Bütün belgeleri mahkemeye getireceğim. Bunların bütün kirli çamaşırlarını mahkemeye getireceğim. Gidip her yerde anlatın bunu.
AĞLAMADIK ANA KALMADI
Biz ülkemizin birliğinden ve bütünlüğünden yanayız. Bizim kurucu Genel Başkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür. Kurucu Başkanımız “Yurtta barış, dünyada barış” demiştir. Hiç kimsenin etnik kimliğini siyaset konusu yapmayız. Hiç kimsenin inancını siyaset konusu yapmayız. Hiç kimsenin yaşam tarzını siyaset konusu yapmayız. Bizim anlayışımıza göre insan en değerli varlıktır. İnsana hizmet edeceğiz, onun sorunlarını çözeceğiz. Onlar gibi değiliz biz, bizim farkımız var. Biz doğu, batı, güney, kuzey ayrımı da yapmayız. Biz bütün bu ülkede, kendi coğrafyamızda barış içinde, huzur içinde yaşamak isteriz. Hiçbir anne ağlamasın isteriz. Düne kadar ne diyorlardı? “Analar ağlamasın, onun için yapıyoruz bunları.” Geldikleri yer neresi? Ağlamadık ana kalmadı, herkes ağlıyor. Nedir bu tablo Allah aşkına nedir bu tablo?

BİZİ EZMEDEN, BİZİM KANIMIZI DÖKMEDEN SİZ TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN REJİMİNİ DEĞİŞTİREMEZSİNİZ
Çiftçinin derdi var, emeklinin derdi var, işçinin derdi var, vatandaş borç batağında. İşsizlik? 6 milyon gencimiz işsiz, 17 milyon fakirimiz var. Fındık üreticisi, çay üreticisi, patates üreticisi, narenciye üreticisi, hepsinin sorunları var. Ama sorunlarla CHP dışında kimse ilgilenmiyor. Onların tek bir derdi var, “Biz birisini nasıl başkan yapacağız, nasıl başkan olacak?” Söyledim, yine söylüyorum, yine söyleyeceğim. Bir kişi emir verir ve aydınlar hapishaneye girerse, bir kişi emir verir mahkemeler onun istediği gibi karar verirse, bir kişi emir verir öğretim üyeleri hapse atılırsa, bir kişi emir verir yasama organı çalışamaz noktaya gelirse, bir kişi emir verir medya özgürlüğü kısıtlanırsa biz bunun karşısında kapı gibi duracağız. Çünkü biz Cumhuriyet Halk Partisiyiz. Bizi ezmeden, bizim kanımızı dökmeden siz Türkiye Cumhuriyetinin rejimini değiştiremezsiniz. Nokta.
Şimdi her taraftan Atatürk’ün isimlerini çıkarıyorlar parça parça. Ne yaptı Atatürk, ne yaptı Allah aşkına? Bütün malvarlığını bu ülkeye verdi. Yemen’de çarpıştı, Filistin’de çarpıştı, Libya’da çarpıştı, Kurtuluş Savaşı’nın mimarı. Bütün hayatını bağımsız bir Türkiye’yi kurmak için mücadele etti. Nedir Atatürk’e karşı bu kininiz? Tarihe insan biraz saygı duyar. Böyle bir yapı, devletleşen bir yapıyla mücadele ediyoruz. Ama biz zor günlerin partiyiz değerli arkadaşlarım. Bizim genlerimizde Kuvayimilliyenin ruhu vardır, hiç kimse unutmasın, kaçak sarayda oturan zat da unutmasın bunu!
Efendim hepinize en içten selamlarımı, saygılarımı sunuyorum. Hepiniz sağ olun, var olun. Bir şeyi unutmuyoruz. AKP’nin yöneticileri terör örgütlerine yardım ve yataklık yapan insanlardır. Bunu sakın unutmayın. Her yerde söyleyin bunu. Sorunların çözümünde tek adres vardır. Adres Cumhuriyet Halk Partisidir, halkın partisidir. Demokrasiye inanan parti biziz, özgürlüğe inanan parti biziz, emeğe, alın terine değer veren parti biziz. Çiftçinin, işçinin, memurun, emeklinin, sanayicinin yanında olan parti biziz. “Tam bağımsız özgür Türkiye” diyen yine biziz.
Hepinize saygılar sunuyorum.