CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU‘NUN ŞİŞLİ BELEDİYESİ TARAFINDAN YAPTIRILAN NAZIM HİKMET KÜLTÜR VE SANAT EVİ’NİN AÇILIŞINDA YAPTIĞI KONUŞMA - BU ÜLKE AKP’NİN MAHKÛM ETTİĞİ KÜÇÜCÜK KAFESE ASLA SIĞMAZ (2 NİSAN 2016)  
04.04.2016
53881
Yazı Boyutu: A- A+
CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU, ŞİŞLİ NAZIM HİKMET KÜLTÜR VE SANAT EVİ’NİN AÇILIŞINDA:
-BU ÜLKE AKP’NİN MAHKÛM ETTİĞİ KÜÇÜCÜK KAFESE ASLA SIĞMAZ

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “93 yıl önce kurulan güçlü ve büyük Cumhuriyet bugün her alanda geriye giden, her alanda yenilen ve dünyada yalnızlaşan bir ülke görüntüsü veriyor. Bu ülke bunu hak etmiyor. Bu güzel ülke buna layık değil. Dev gibi bir ülke daha fazla cüce gibi duramaz. Bu ülke AKP’nin mahkûm ettiği küçücük kafese asla sığmaz.” dedi.



CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun Şişli Belediyesi tarafından yaptırılan Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Evi’nin açılışındaki konuşması şöyle:


NAZIM’IN MISRALARI DÜNYANIN HER YERİNDE MİLYONLARCA İNSANIN DUYGULARINA TERCÜMAN OLUYOR

Efendim hepinize iyi akşamlar. Sevgili Nazım dostları, güzel bir akşam. En azından böyle bir etkinlikte bir arada olmak, gerçekten de son günlerde yaşanan acıları hatırlayınca insanın yüreğine biraz su serpiyor. Huzurlu bir akşamdayız, güzel bir akşamdayız. Nazım’ı hep birlikte anıyoruz. Bu vesileyle ben hepinize en içten selamlarımı, saygılarımı sunuyorum.
Güzel İstanbulumuza bu değerli Kültür ve Sanat Evi’ni kazandıranlara hepinizin huzurunda teşekkür ediyorum. Bugün içinde bulunduğumuz bu yapı Nazım Hikmet ismine yakışan bir eser. 300 kişilik tiyatro salonu, 150 kişilik çok amaçlı salon, dans stüdyosu, sergi salonları, kütüphaneleri ve atölyeleriyle gelecek kuşaklara hizmet edecek bir merkezde bulunuyoruz. Yüzlerce gencimiz buradan yararlanacak. Şiirle, edebiyatla, kültür ve sanatın değişik alanlarıyla yeni ufuklar kazanacaklar. Çocuklarımız burada Turgut Uyar’ın dizeleriyle, Yaşar Kemal’in romanlarıyla, Aziz Nesin’in yapıtlarıyla buluşacak. Nazım Hikmet’in hayalleri, özlemleri burada yeni kuşaklarla buluşacak. Umuyor ve diliyorum ki, “Bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine yaşama” hayali burada yeniden umut bulacak.
Değerli dostlar, kültür ve sanat evrenseldir. İnsanlığın ortak mirasıdır. Sanatçılar yalnız şu veya bu milletin bir üyesi değildir. Onlar insanlık ailesinin en değerli üyeleridir. Sofokles’in eserlerini bugün hala okuyoruz. Shakespeare ve Goethe hala milyonlarca insanı aydınlatıyor. Hangi coğrafyada doğarsak doğalım Mozart’ın ve Beethoven’in eserleriyle büyüleniyoruz ve onları dinliyoruz. Nazım Hikmet bu evrensel topluluğun ilham verici üyelerinden birisi. Onun mısraları Şili’den Güney Amerika’ya, Rusya’dan Pekin’e kadar dünyanın her tarafında milyonlarca insanın duygularına tercüman oluyor. Bütün insanlığa hizmet ediyor. Nazım Hikmet’in insan sevgisi, adalet arayışı, kurduğu dünya hayali bütün insanlık için aydınlatıcıdır.



SİVİL TOPLUM AYAĞA KALKMALI

Bugün içinde bulunduğumuz kurum bu hayalleri en değerli varlığımız olan çocuklarımıza taşıyacak önemli bir merkezdir. Böyle daha fazla merkezlere ihtiyacımız var. Çocuklarımızı en güzel hayallerle donatacak, onlara insanlığın ortak değerlerini öğretecek, gençlerimizi evrensel standartlarda yetiştirecek bu tür kurumlara ihtiyacımız var. Eğitim, kültür ve sanat alanında daha çok vakıf, dernek gibi kuruluşlara ihtiyacımız var. Burada faaliyet gösteren vakıflara derneklere daha fazla destek olmalı, geleceğe daha fazla yatırım yapmalıyız. İçinde yaşadığımız ülkeye ve dünyaya karşı sorumluluğumuzu ancak böyle yerine getirebiliriz. Çocuklarımızı istismar eden yapılara teslim etmemeliyiz, etmeyeceğiz. Ailelerin yoksulluğunu kendi ideolojik formatlamasını yapmak için kullananlara karşı hareketsiz kalmamalıyız. Adalet, insan sevgisi, akıl ve bilime saygı gibi değerleri yok sayan, çocukların temiz kalbini kin, nefret ve düşmanlıkla dolduranlara karşı sivil toplum olarak sessiz kalmamalıyız. Cumhuriyetin ideallerini, demokrasiyi kuracağımız kurumlar ve yapılarla Türkiye’nin her yanına yaymak bizim temel görevlerimizden biri olmalıdır.
Özeleştirimizi de yapalım. Çok uzun zaman bu alanları ihmal ettik. Rahmetli Türkan Saylan’ın öncü hareketinden gereken dersi çıkartamadık. Şimdi yeniden başlamanın, bu alandaki irademizi ve gücümüzü göstermenin tam zamanıdır. Sivil toplum ayağa kalkmalı ve Türkiye’ye karşı görevini çok daha büyük bir aşkla yerine getirmeli.
Değerli dostlar, karşı karşıya olduğumuz manzara bu görevi çok daha önemli hale getiriyor. Anayasanın 42. maddesine göre, “Herkes eğitim ve öğretim hakkına sahiptir. Devlet maddi imkanı olmayan çocukların bu haktan yararlanması için gereken tedbirleri alır.” Böyle diyor anayasanın 42. maddesi.
Milli Eğitim Temel Kanunu’na göre eğitim, öğretim hizmetlerinin yürütülmesinden Milli Eğitim Bakanlığı sorumludur. İlk ve ortaöğretim düzeyinde yurt ve pansiyon açmak Milli Eğitim Bakanlığının görevleri arasındadır. Özel kuruluşlar ilk ve orta öğrenim düzeyinde yurt açamıyorlar. AKP ideolojik nedenlerle bilinçli olarak bu alanda bir boşluk yarattı. Eğitim ve öğretim faaliyetlerini devlet denetimi dışına çıkartarak eğitimi bir anlamda kendi ideolojisine yakın, militan yetiştirmeyi amaçlayan dernek ve vakıflara teslim etti. Yoksul ailelerin çocukları taşımalı sistem ile şehir veya ilçe merkezlerinde eğitim almaya mecbur bırakıldı. Eğitimine devam etmek isteyen çocuklar belli vakıf ve kuruluşlara yönlendirildi. Bu vakıf ve kuruluşların yasadışı faaliyet göstermesine izin verildi. Denetim yapılmadı, çocuklar bu kuruluşların insafına terk edildi.

SORUMLUSU AKP HÜKÜMETİNİN TA KENDİSİDİR

Türkiye’de binlerce, on binlerce yasadışı yurt ve ev kurdular. Bu ev ve yurtlarda yoksul ailelerin çocuklarını ne idüğü belirsiz insanların insafına teslim ettiler. Milli Eğitim Bakanlığı personeli, öğretmenler, okul müdürleri; hükümet baskısıyla bu vakıflara ses edemez hale geldiler. Çocuklar bilerek bu vakıfların kucağına itildi. Denetim mekanizmaları devre dışı bırakıldı. Sorumlular hareket edemez hale geldi. Her tür suçun işlenebileceği bir ortam, üzülerek ifade edelim, kuruldu. Bugün Karaman’da yaşadığımız olaylar işte bu tablonun doğal sonucudur. Sorumlusu da sadece bu vakıf ve dernekler değil, AKP hükümetinin ta kendisidir.
Değerli Nazım dostları, bugün bunun hesabını sormak bu ülkede yaşayan herkesin görevidir. Kimse bu pisliği bir sapığın üstüne atıp duramaz. O sapığa bu imkanı yaratanlar, verenler sorumludur. Yasadışı yollarla ev veya yurt açanlar sorumludur. Görevini yerine getirmeyen Milli Eğitim Bakanı sorumludur. Denetim yapmayarak suç işleyen bir kişiye imkan sağlayan, yani suçluyu kayıran o bakan bu işten sorumludur. Bütün bunları bilmesine rağmen sessiz kalan Başbakan, evet o da bu işten sorumludur. Bu ülkede yaşayan herkesin görevi de çocuklarımıza yönelen bu vahşetin hesabını sormaktır. Bunun sağı, solu yok. Şu partisi, bu partisi yok. Ahlaklı her insan çocukların yanında durur, ahlaksızlar da hak ettikleri yerde bulunmaya devam ederler. Hepimiz tek vücut olarak bu hesabı sormak, Türkiye’yi bu utançtan kurtarmak zorundayız.

BU VAHŞETİ ÜRETEN ZİHNİYET BAŞKA FELAKETLER DE ÜRETİR

Değerli dostlar, bu vahşeti üreten zihniyet başka felaketler de üretir. Aydınlar tutuklanıyor, gencecik akademisyenler hapse atılıyor, gazeteciler hayatlarını mahkeme kapılarında geçiriyor. Tiyatrolar kapanıyor, sanat hayatına adeta darbe vuruluyor. Opera, bale yok ediliyor. Hukuk devletinin altı oyuluyor. Cezasızlık kültürü yayılıyor. En adi suçlular ortalıkta geziyor. Ne yazık ki, dürüst insanların başına da gelmeyen kalmıyor. Terör belası sokaklarımızda kol geziyor. Türkiye bütün dünyada yapayalnız bir ülke konumuna düşürülüyor. 93 yıl önce kurulan güçlü ve büyük Cumhuriyet bugün her alanda geriye giden, her alanda yenilen ve dünyada yalnızlaşan bir ülke görüntüsü veriyor. Bu ülke bunu hak etmiyor. Bu güzel ülke buna layık değil. Dev gibi bir ülke daha fazla cüce gibi duramaz. Bu ülke AKP’nin mahkûm ettiği küçücük kafese asla sığmaz. Biz dünyaya ilham olacak, sanatta, bilimde, hayatın her alanında evrensel standartlarda ürünler ortaya koyacak bir ülkeyiz. Dünyada yerimizi alacağız. Özgürlükçü, demokratik bir ülke olacağız. Bu tünelin sonu çok açık. Hep birlikte bunu başardığımızı, Türkiye’nin bu badireden çıktığını göreceğiz.
Cumhuriyet Halk Partisi gelecek günlerin, güzel günlerin garantisidir. Biz bu ülkenin teminatıyız ve geleceği biz kuracağız. Bu duygu ve düşüncelerle bu vakfın açılmasında eşsiz hizmetler veren herkese bir kez daha teşekkür ediyor, bu Kültür Evi’nin sonsuza kadar aydınlık getirmesini diliyorum.
Hepinize teşekkür ederim.