CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU’NUN "TÜRKİYE SANAT ÇALIŞTAYI"NDA YAPTIĞI KONUŞMA (11 AĞUSTOS 2016)  
11.08.2016
36002
Yazı Boyutu: A- A+
CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU, TÜRKİYE SANAT ÇALIŞTAYI’NDA KONUŞTU:
-AMACIMIZ, SANATÇIYI PARTİ YANDAŞI YAPMAK DEĞİL


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Bizim amacımız sanatçıyı parti yandaşı yapmak değil onları özgürleştirmeyi ve üretkenleştirmeyi, özerk bir sanat kurumu aracılığıyla kamu kurumlarının kaynaklarının eşit dağıtılmasını sağlamaktır." dedi.
  
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP  Bilim, Yönetim ve Kültür Platformu tarafından İzmir Seferihisar’da düzenlenen Türkiye Sanat Çalıştayı’nda yazarlar ve sanatçılarla bir araya geldi.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun çalıştayın açılışında yaptığı konuşma şöyle:

SANATIN VAR OLABİLMESİ İÇİN, SANATÇILARIN İNSANCA VE ÖZGÜRCE YAŞAYABİLECEKLERİ KOŞULLAR YARATILMALIDIR

"Efendim hepiniz hoş geldiniz. Bugün sanatçıların bizi onurlandırdığı bir gün. Buraya gelmeniz, birlikte oturup hem sizin dünyanızın sorunlarını tartışmak, hem de bizim dünyamızı bir şekliyle sizlerin gözünden yargılamak gibi bir çalışmamız olacak.
O açıdan bizi onurlandırmanız bizim için çok önemli, siyaset kurumu için çok önemli. Sizler için bizlerin yapacağı çok şey var. Ama sizlerin de bizler için ve Türkiye için yapacağınız çok şey var.
Sanat her zaman güzeli, insancıl ve toplumsal olanı, daha fazla özgürlüğü ve demokrasiyi arar. Arayış var olan, mevcut olan ile yetinmeme demektir. Sanat var olanla yetinmez. Çünkü kendisini yinelemek istemez. Bilindiği gibi kendisini yineleyen sanat özgünlüğünü yitir. Sanat olağan akışına bırakıldığında güzeli, insancılı ve daha fazla özgürlüğü arama sürecinde kendini yeniden oluşturur. Sanatın bu öz yapısı, tutucu ve baskıcı iktidarların sanatı tehlike olarak görmelerine yol açar. Tarihte bunun çok sayıda örneğini biliyoruz, görüyoruz, okuyoruz.
Sanatçılar ve sanat kurumları daha insancıl, özgür ve daha demokrat olmak isterler ve bir toplumdan bekledikleri de budur. Bir yönetimin demokratlığının ve özgürlükçülüğünün ölçütü sanatçılara ve sanat kurumlarına bakışıdır. Eğer bir yönetim sanata, sanat kurumlarına özgürlükçü bir pencereden bakabiliyorsa o ülkede sanatın gelişmesi sağlanır ve önü açılır.
Sanat sizlerin de bildiği gibi sanat yapıtlarından oluşur. Sanat yapıtlarıyla doğal olarak sanatçılar tarafından yani sizler tarafından yapılır ve yaratılır. Dolayısıyla sanatın var olabilmesi için sanatçıların insanca ve özgürce yaşayabilecekleri koşulların yaratılması gerekir. Sanatın özerkliği öz belirleyici olmasıdır. Başka bir deyişle sanatın kendi kurallarını kendisinin belirlemesidir. Sanat, sanat dışı etkilerle yönlendirilmez. Yönlendirildiği takdirde özgür ürünler üretemez.

AMACIMIZ, SANATÇININ ÖZGÜRLÜĞÜNÜ GÜVENCE ALTINA ALMAK 
Bizim, yani Cumhuriyet Halk Partisinin sanat politikasıyla ilgili şu başlıkları sizlerin takdirlerine ve bilgilerine sunmak isterim. Bizim amacımız sanatın özerkliğini, sanatçının özgürlüğünü ve gelecek güvencesi de dahil insanca yaşamasını güvence altına almaktır. Bizim amacımız sanatı her türlü dış belirlemenin dışında tutmaktır. Bizim amacımız sanatçıları parti yandaşı yapmayı değil, onları özgürleştirmeyi ve üretkenleştirmeyi sağlamaktır. Bizim amacımız özerk bir sanat kurumu aracılığıyla kamu kaynaklarının verimli kullanılmasını ve eşit dağıtılmasını sağlamak ve amaçlamaktır. Biz sanat yapıtlarından yararlanmayı temel bir insan hakkı olarak görüyoruz ve öyle kabul ediyoruz. Bizim amacımız her uygar toplumda olduğu gibi Türkiye’de de her yurttaşın sanat ürünlerinden yararlanmasını sağlamaktır.
Biz her toplum kesimi için sanatçıların da örgütlenme ve çıkarlarını savunma haklarına sahip olmasını istiyoruz ve bunu savunuyoruz. Eğer bunu gerçekleştirebilirsek, bu ilkeleri gerçekleştirebilirsek kendi ülkemizde sanatın ve sanatçının önünü açmış oluruz. Özgün eserleri kazanmış oluruz ve Türkiye’yi bütün dünyaya sizlerin pencerelerinden, ürünlerinden tanıtmış oluruz.
Sizin gücünüzün, siyasetin çok daha ötesinde her türlü gücün üstünde olduğuna inanıyoruz. Yarattığınız eserler, bu bir karikatür olabilir, bir heykel olabilir, bir tiyatro oyunu olabilir, bir şiir olabilir, bir roman olabilir. Yani 7 dalda vereceğiniz her eser aslında Türkiye’nin geleceği için çok ama çok önemlidir. Her birimiz siyasetçi olabiliriz, belli özelliklerimiz olabilir ama sanatın ve sanatçının kendine özgü özellikleri vardır. Sanatçının olağanüstü bir yaratıcı özelliği vardır. Dolayısıyla biz bunların hepsini bilmek ve politikalarımızı da o çerçevede üretmek zorundayız.

BÜTÜN SİYASETÇİLER, SANATA VE SANATÇIYA SAYGI DUYMALIDIR
Lise yıllarında üç silahşörlerle ilgili bir kitap okumuştum. Belki çoğunuz okumuşsunuzdur. Onun giriş bölümünde bir öykü anlatılır. Eseri yazan günlük Fransa’da yayınlanan bir gazetede romanı yayınlanıyor ve Parisliler her sabah gidip gazeteyi alıp romanın sonunu bekliyorlar nasıl oldu diye Üç Silahşörler’i. Yaz ayları geliyor, yazar diyor ki, “Ben tatile çıkacağım.” Gazete patronu “Çıkamazsın, bütün Parisliler sizin yazılarınızı bekliyorlar, romanınızı bekliyorlar. Romanı bitir sonra tatile çık.” diyor. “Hayır, ben tatile çıkmak istiyorum” diyor. Onun üzerine gazete patronu yazarı mahkemeye veriyor, Alexandre Dumas’ı. Yargıç, “Eseri bitireceksin, senin kamuya karşı bir görevin var, ondan sonra tatile çıkabilirsin” diyor. Arkaya dönüyor ve diyor ki, “Bana bir kağıt kalem verir misiniz?” Alıyor kağıt kalemi, beyaz bir kağıda romanın baş aktörünün ismini yazıyor, ayakları titredi, elinde kılıcı yere düştü ve öldü. Altına son yazıyor, “Götürün, yayınlayın roman bitmiştir” diyor.
Tabi patron “Bunu yapamazsın” diyor. “Ben yaparım. Onu yaratan benim diyor, öldüren de benim diyor. Ben sana diyorum ki tatile gideceğim, sende diyorsun tatile gitmeyeceksin.” diyor. Aslında bu benim ta lise yıllarında sanatın gücünü gösteren olağanüstü bir öykü ve bir yazarın gücünü gösteren olağanüstü bir öykü. Bir kenti kendi beklentilerine uygun olarak yeri ve zamanı geldiğinde bekletmesini bilen, o güce sahip olan bir yaratıcı güç, bir sanat adamı. O nedenle bütün siyasetçiler şu veya bu şekilde hoşlansalar da, hoşlanmasalar da sanatçıya saygı duymak ve onun önünde eğilmek durumundadırlar.
O açıdan bizi onurlandırdınız, bizimle birlikte oldunuz. Umarım keyifli bir sohbet yapacağız ve sizlerden bizim alacağımız çok sayıda ders var.
Hepinize tekrar teşekkür ediyorum bizi onurlandırdığınız için."