GENEL BAŞKAN KEMAL KILIÇDAROĞLU’NUN “CUMHURİYET HALK PARTİSİ ÇALIŞIYOR TÜRKİYE KAZANIYOR” ETKİNLİĞİNDE YAPTIĞI KONUŞMA (15 TEMMUZ 2016)  
15.07.2016
35359
Yazı Boyutu: A- A+
GENEL BAŞKAN KEMAL KILIÇDAROĞLU’NUN “CUMHURİYET HALK PARTİSİ ÇALIŞIYOR TÜRKİYE KAZANIYOR” ETKİNLİĞİNDE YAPTIĞI KONUŞMA
15 TEMMUZ 2016


KEMAL KILIÇDAROĞLU: BİZ ESKİŞEHİR’İ ÇOK ÖNEMLİ BİR MARKA OLARAK GÖRÜYORUZ

“Kılıçdaroğlu, Belediye Başkanlarımıza hep şunu söylemişimdir: ‘Seçildiğin güne kadar CHP’lisin, seçildikten sonra da CHP’lisin. Ama hizmet ettiğin kentte, eğer tüm insanları kucaklamazsan, o kentte ayrımcılığa yol açarsın. Bunu yapmayacaksınız. Herkesi kucaklayacaksınız.’ Bu bağlamda, biz Eskişehir’i çok önemli bir marka olarak görüyoruz zaten. Bir Bursa’ya bakın, eski adı Yeşil Bursa’ydı. Şimdi, yeşilliği olmayan bir Bursa. Bir Ankara’ya bakın, öğrenciliğim de burada geçti, üniversite yıllarım da burada geçti. Betona dönüşen bir Ankara. Ama Ankara’yla Bursa arasında, çöldeki bir vaha gibi büyüyen, gelişen ve güzelleşen bir Eskişehir’i görüyorsunuz” dedi.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun “Cumhuriyet Halk Partisi Çalışıyor Türkiye Kazanıyor” etkinliğinde yaptığı konuşma şöyle;

Efendim hepinize teşekkürler. Aslında anlatılacak hem çok şey var, hem hiçbir şey yok. Niye bir şey yok? Az önce gördük kısa bir filmdi. Ama bir kentin güler yüzlü insanlarını gördük, mutlu insanları gördük. İster engelli olsun, ister caddede gezsin, ister tarihi bir yerde, isterse parkta. İnsanları güler yüzlü görüyorsunuz. Zaten amacımız ne? Gülen bir Türkiye, güler yüzlü bir Türkiye, herkesin birbirine selam verdiği bir Türkiye, herkesin birbirini kucakladığı bir Türkiye. En büyük arzumuz bu. Anlatılacak çok şey var. Çünkü bu tabloya benzemeyen çok sayıda kentimiz var.

Bir İstanbul’u düşünün, Esenler’i düşünün. İstanbul’da kişi başına düşen yeşil alan 2 metrekareden az. Oysa kentli olmanın bir sorumluluğu var. Niye kentte oturuyoruz? İşimiz orada olduğu için. Sadece işimiz mi? Hayır, çocuklarımız orada. Sadece çocuklarımız mı? Hayır, komşularımız orada. Sadece komşularımız mı? Hayır, akrabalarımız orada. Hiç tanımadığımız insanlar orada. Ama biz hep beraber birlikte mutlu bir yaşam sürdürmek istiyoruz. Kentin caddelerinde rahat gezmek istiyoruz. Çocuğumuzu veya torunumuzu alıp parka gitmek istiyoruz. Hastalandığımız zaman hastaneye gitmek istiyoruz. Mutlu olduğumuz zaman, mutluluğu paylaşacak dostlarla beraber olmak istiyoruz veya emekliysek kahveye gitmek istiyoruz. Öğrenciysek bir araya gelip hep birlikte fıkralar anlatmak, anılar anlatmak, ortak zevklerimizi paylaşmak en büyük arzumuz. Belediye başkanlığı bütün bunları gerçekleştirmek zorunda olan kişidir.

O açıdan, hepimizin belediye başkanlarını çok yakından izlemesi gerekiyor. Kuşkusuz her Belediye Başkanımızın eksiklikleri olabilir, yanlışları da olabilir. Ama bütün sorun şu; sorun iletildiği zaman, eğer o sorunu çözmek için çaba harcıyorsa, o Belediye Başkanımız başarılı bir Belediye Başkanıdır.

Az önce kızımız çıktı, evinde bir yangın olduğunu anlattı. Zeynep sonrasında “Belediyenin yetişip sorunlarını çözdüğünü” söyledi. O yangın var orada deyip de, belediye başkanı duyarsızlığını korursa, o belediye başkanı iyi bir belediye başkanı değildir. Ama o sorunu çözmek için çaba harcıyorsa, o belediye başkanı iyi bir belediye başkanıdır.

Biz zaman zaman birbirimizi eleştirebiliriz. Ama şu tabloyu asla unutmamamız gerekiyor. İnsanın mutlu olduğu günler de var, üzüntülü olduğu günler de var. Üzüntüyü paylaşırsak, mutluluğumuzu paylaşırsak emin olun bir kentte yaşamanın tadına varmış oluruz. Kentli, sadece kentte yaşayan insan demek değildir aslında. Aynı zamanda, kent estetiği dediğimiz bir kavram vardır. Binaların dış görünüşü, caddeleri, parklarıyla insana huzur veren bir kent olması lazım. Küçücük bir binanın yanına eğer bir gökdelen dikerseniz, o kentte estetik ruhunuz yok demektir. Binaların güzelliği olmalı, binaların badanalarının güzelliği olmalı. O estetik ruhu yakalamalıyız. Ordu’ya gitmiştim. Seyit Başkanımız, o zaman Ordu’nun Belediye Başkanıydı. Teleferikle Ordu’nun tepesine çıkıyoruz, “Önümüzdeki süre içinde çatıları da düzelteceğim” dedi. Çatıları belki aşağıdaki insanlar görmüyor ama teleferikten geçen insanlar görüyor ve Ordu’nun tepeden de güzelliğini görmeleri lazım. İşte kent estetiği dediğimiz olay budur.

Kuşkusuz kentte yaşayacağız ama çocuklarımızı alıp parka gideceğiz. Eğer yeşil alanları imara açarsak bu olmaz. Korumak zorundayız. İnsanoğlunun en temel özelliği doğanın bir parçası olmasıdır. Evinizin penceresini açtığınızda önünüzde bir ağaç görüyorsanız, baharda çiçek açmış, sonbaharda yaprakları sararmış, yani hayatınızın bir parçasını orada görüyorsanız, emin olun yeşile, doğaya ne kadar hasret kaldığımızın farkında oluruz.

YEŞİLİ RANTA TESLİM ETMEYELİM

Ben öteden beri hep şunu savundum ve yine savunuyorum. Eğer bir yeşil alan imara açılacaksa, niçin referandum yapmıyoruz? Referandum yapalım mahalle sakinlerine soralım, “Şurayı biz yeşil alan yapalım mı, kalsın koruyalım mı, yoksa buraya bina mı yapalım?” diyelim. Yani, yeşili ranta teslim etmeyelim. Bunu yapmak zorundayız. Talan edilen kentlerimiz var. Gerçekten de söylüyorum talan edilen kentlerimiz var. İnsan üzülüyor. Yeşil alan görmüyorsunuz, park görmüyorsunuz. Ama şunu çok rahatlıkla söyleyebilirim. Eğer nerede bir CHP’li belediye varsa, emin olun orada yeşile ve yeşilliğe ve parka özen gösterilir. Eğer nerede bir CHP’li belediye varsa, hiçbir ayrım yapmaksızın kimliği ne olursa olsun, yaşamı ne olursa olsun, inancı ne olursa olsun herkesi kucaklar.

BİZ ESKİŞEHİR’İ ÇOK ÖNEMLİ BİR MARKA OLARAK GÖRÜYORUZ

Belediye Başkanlarımıza hep şunu söylemişimdir: “Seçildiğin güne kadar CHP’lisin, seçildikten sonra da CHP’lisin, ama hizmet ettiğin kentte eğer tüm insanları kucaklamazsan, o kentte ayrımcılığa yol açarsın. Bunu yapmayacaksınız. Herkesi kucaklayacaksınız. Ve herkes kucaklanıyor. Bu bağlamda, biz Eskişehir’i çok önemli bir marka olarak görüyoruz zaten. Bir Bursa’ya bakın, eski adı Yeşil Bursa’ydı. Şimdi yeşilliği olmayan bir Bursa. Bir Ankara’ya bakın öğrenciliğim de burada geçti, üniversite yıllarım da burada geçti. Betona dönüşen bir Ankara. Ama Ankara’yla Bursa arasında çöldeki bir vaha gibi büyüyen, gelişen ve güzelleşen bir Eskişehir’i görüyorsunuz.

Evet Eskişehir bu. Irmağı tertemiz, plajı var. Eğer siz, kentin içinden geçen ırmağı kente hizmet eder hale getirmiyorsanız, sizin belediye başkanlığında ne işiniz var? O güzellikleri eğer siz kentin sakinlerine sunamıyorsanız, sizin belediye başkanlığında ne işiniz var?

TURİSTİK GEZİ OLARAK ESKİŞEHİR’İ TERCİH EDİYORLAR

Hep şunu söylerim ve yine söylüyorum. Cumhuriyet Halk Partili belediyeler Türkiye’ye pek çok ilkleri getirmişlerdir. İlk metro, getiren bir CHP’li belediyedir. İlk toplu konut projesi, bir CHP’li belediye getirmiştir. İlk tanzim satış mağazası, bir CHP’li belediye getirmiştir. İlk halk ekmek fabrikaları, CHP’li belediyeler yapmışlardır. İlk tercihli yollar, CHP’li belediyeler yapmışlardır. Ama şu algıyı beslemek isterler. Efendim CHP’li belediyeler hiç iş yapmıyor, hiç çalışmıyor. Tam tersine. Ama bir kusurları var onu söyleyeyim CHP’li belediyelerin. Yaptıklarını iyi anlatmıyorlar. Diyorlar ki, sanki herkes öğrendi. Herkes bilmiyor. Bursa’ya giderken veya Balıkesir’e giderken bir şekliyle yolumuz Eskişehir’den geçer. Giderim bir parkta parkın ortasında güzel bir lokanta vardır, orada yemeğimi yerim, vatandaşlarla sohbet ederim vs. vs. ve şunu görürsünüz orada. Anadolu’nun değişik yerlerinden Eskişehir’e vatandaşlar gezmeye geliyorlar. Turistik gezi olarak Eskişehir’i tercih ediyorlar. Eskişehir eskiden Osmanlı imparatorluğunun başkentliğini mi yaptı? Hayır. Bursa kadar, İstanbul kadar tarihi eserlerimi var? Hayır. Var kuşkusuz, ama o yoğunlukta yok. Ama insanlar orayı tercih ediyorlar, görmek istiyorlar, gezmek istiyorlar. Aslında, bir başarıyı görmek istiyorlar.

İSTANBULLU NEFES ALMAK İÇİN NEREDE CHP’Lİ BELEDİYE VARSA ORAYA GİDER

Bizim temel amacımız yeşili bol, caddeleri geniş, insanları güleryüzlü, sorunları çözülmüş bir kenti ayağa kaldırmak, bir kenti yaratmaktır. Bizim belediyelerimizin temel özelliği budur. İstanbullu nefes almak ister. Nereye gider İstanbullu? Ya Beşiktaş’a gider, ya Kadıköy’e gider, ya Bakırköy’e gider, ya Silivri’ye gider, ya Sarıyer’e gider. Yani nerede CHP’li belediye varsa nefes almak için oraya gider. İstanbullu hiçbir zaman ben Esenyurt’a gidiyim bir nefes alayım demez. Esenler’e gidiyim bir nefes alayım demez. Bağcılar’a gidiyim bir nefes alıyım demez. Ama buradan o ilçelere de sesleniyorum. Eğer oralara önümüzdeki süreçte bir CHP’li Belediye Başkanı gelirse, göreceksiniz yeşilliği bol, caddeleri geniş, insanları güler yüzlü bir kenti biz inşa edeceğiz. Bunun sözünü veriyorum ben yeşilliği olmayan bütün kentlere.

Bizim Erzurum’da çok küçük bir belediyemiz var. Bu Belediye Başkanımız seçildi, şuanda Erzurum’un tek konuşulan belediyesidir. Olağanüstü bir çalışma. Çünkü kente ve insanların ihtiyaçlarını görüp, ona göre hizmet üretiyorsunuz. Zor bir iş yapmıyorsunuz. Zaten sizin göreviniz hizmet etmek. Bu bağlamda baktığınızda Tepebaşı olağanüstü güzel şeyler yapıyor. Sağlık mı? Sorunu çözüyor. Yaşlılar mı? Sorunu çözmek istiyor. Alzheimer hastaları mı? Sorunlarını çözmek istiyor. Kentin güzelliği mi? Sorunu çözmek istiyor. Burada çok güzel bir tablo vardı. Bir kadın, evinin balkonunda çiçekler var ve o çiçeklere su veriyor ve gülerek bunu yapıyor. Hayatı paylaşıyor aslında o çiçeklerle o kadın. Bu güzellik, belki hiç farkına varmıyoruz biz bu güzelliğin. Belki evimizde çiçekler var, başka yeşillikler var ama bir şekliyle biz onların parçasıyız. Onlar bize bakıyor, biz onlara bakıyoruz. Onları büyütüyoruz aslında, çocuklarımız gibi. Aynı şekilde, parklardaki ağaçları da çocuklarımız gibi büyütmek zorundayız. Birileri yeşilliğin ne olduğunun farkında değil. İki ağaç kesmekle bu kıyamet mi kopar diyor? Evet, gereksiz yere iki ağaç kesmekle kıyamet kopabilir. Unutma o ağaçlarda candı, bizim gibi candı. Bir kentin Belediye Başkanı, bizim dışımızda da o kentte canlıların olduğunu asla unutmamalı. Ağacından kelebeğine kadar pek çok canlı var ve biz onlara da bakmak zorundayız. Onların da sorunlarını çözmek zorundayız. Onları da yaşatmak zorundayız. Böylesine güzel sorumluluklar var.

HER BELEDİYE BAŞKANIMIZ KENTİN SAKİNLERİNE HESAP VERMEK ZORUNDADIR

Ve tabi son olarak şunu da söyleyeyim. Her Belediye Başkanımız kentin sakinlerine hesap vermek zorundadır. Bu, bu işin temel kuralıdır. Nereye neyi harcadığını, bütçesinin ne olduğunu, bunu gelip kente anlatmak ve kentliye anlatmak zorundadır. Hesap vermenin demokrasilerde olgun ve çağdaş bir görev olduğunu hepimizin bilmesi lazım. Bir kişi ben hesap vermem dememelidir demokrasilerde. Makamı, mevkisi, yeri ne olursa olsun hepimiz hesap vermeliyiz. Aile reisi olabiliriz, çocuklarımıza hesap vereceğiz, eşimize hesap vereceğiz. Eşimiz, o da aileye hesap verecek. Mahalleliye, muhtar hesap verecek. Aramızda sevgili muhtarlarımız da var. Onlar da elbette ki, yeri geldiğinde belediye başkanlarına soracaklardır, “bizim ihtiyaçlarımızı giderin” diyeceklerdir. Çünkü kentli olmanın bir diğer temel özelliği de, dayanışma kültürüdür. Eğer dayanışma kültürünü besliyorsak, karşılıklı o kentte mutlu insanları yaratmış oluruz. Dayanışma kültürü, bu bağlamda çok ama çok önemlidir.
Evet, belediyemiz burada güzel bir sergi salonu, mütevazi bir alanda sergi salonumuzu açtık, belediyemiz burada yapmış olduğu hizmetleri tanıtacak. Bugün Parti Meclisi’nden bir arkadaşımız şunu söyledi: “Keşke bu sergiyi burada değil de, Kuğulu Park’ta gerçekleştirebilseydik” dedi. Daha fazla kişinin görebileceği bir alanda. Doğru, bu da önemli bir şey. Çankaya Belediye Başkanımızla konuşuruz, eğer öyle bir ortam yaratılabilirse, bundan sonraki sunuşlarımızı çünkü halkın görmesi lazım. Neleri yaptığımızı, hangi olayları gerçekleştirdiğimizi, projelerimizi gerçekleştirdiğimizi halkın görmesi lazım. Medya bize yeteri kadar yer vermiyor. Belediye Başkanlarımıza da yer vermiyor. Ama biz hizmetle sakinlerin tamamına bunu anlatıyoruz ve anlatmakta bizim boynumuzun borcu.

BELEDİYE BAŞKANLARIMIZLA GURUR DUYUYORUZ, ONUR DUYUYORUZ

Umuyorum önümüzdeki süreç içinde diğer Belediye Başkanlarımızda güzel hizmetlerini tanıtacaklar. Bütün Belediye Başkanlarımızla gurur duyuyoruz, onur duyuyoruz, onları seviyoruz, onların daha yürekli hizmet sunmalarını istiyoruz.

Bu bağlamda Tepebaşı Belediye Başkanımızı da yürekten kutluyorum, hepinize esenlikler diliyorum. Bizi bugün onurlandıran Sayın Genel Başkanımız Zeki Sezer var, hanımefendi burada yine Rahşan hanım burada. Diğer arkadaşlarımız buradalar. Hepinize yürekten sevgiler, saygılar sunuyorum, sağ olun, var olun diyorum.