“İSTANBUL’U KARADAN OY, HAVADAN RANT OLARAK GÖRÜYORLAR”  
21.03.2018
913
Yazı Boyutu: A- A+

CHP İstanbul İl Örgütü, Ümraniye Belediyesi’nin kesin hesap raporlarında yaptığı usulsüzlükler ve İBB Başkanı Mevlüt Uysal’ın "Metroda birinci önceliğimiz en fazla oy aldığımız yerler" sözlerini protesto etti. Saraçhane’de bulunan İBB binası önünde gerçekleştirilen eyleme CHP İstanbul İl Başkanı Dr. Canan Kaftancıoğlu, CHP İstanbul Milletvekili Gülay Yedekçi, CHP İBB meclis üyeleri, il başkan yardımcıları, ilçe başkanları ve çok sayıda partili katıldı. CHP İstanbul İl Başkanı Dr. Canan Kaftancıoğlu’nun konuşmasından satır başları şöyle:


“İstanbul’un acı gerçekliklerini 3 tane somut örnek üzerinden sizlerle paylaşmak istiyorum. Madem “ver oyu, kap metroyu” çalışmasını başlattılar, biz de İstanbul’daki metro gerçekliğini hızlıca sizlere anlatmak isteriz. İstifa ettirilen bir önceki belediye başkanı Kadir Topbaş döneminde 6 adet metro hattı toplam 12.859.636.112 TL ihale edilerek inşaatlarına başlanmıştır. Yerine atanan Mevlüt Uysal’ın Büyükşehir Belediye Başkanı olmasının ardından bu metro ihaleleri için borçlanma yetkisi almasına rağmen AKP’li Büyükşehir Belediyesi 2 Ocak 2018 tarihinde bir açıklama yaptı. Açıklamada deniliyor ki, daha önceden Kadir Topbaş tarafından yaptırılan ve ihaleye açılan 6 adet metro hattıyla ilgili, “metro hatlarının uzatılıp yeniden projelendirilerek daha ekonomik ve daha hızlı bir şekilde yapılabilmesi için söz konusu ihaleler iptal edilmiştir.”

Yani biz burada görüyoruz ki İBB Başkanı ve yönetimi yaptığı açıklamada ihalelerin pahalıya sonuçlandığını ifade ederek kamunun zarara uğradığını kendileri itiraf etmişlerdir. Yine ne acıdır ki, 22 Şubat 2018 tarihinde Mevlüt Uysal’ın açıklamasında deniliyor ki; “Şu anda ihalesi yapılan metrolardan 4 tanesinin müteahhitleriyle oturup projelerin devamına karar verdik.” Şimdi sormak lazım ama ben Mevlüt Uysal’a ve bunları yapanlara halkımız sandıkta sorup, cevabını sandıkta zaten verecekler. Ama halkımızın şu soruları sandıkta cevabını vermek üzere kendisine sormalarını istiyorum:

İhalesi yapılan metro hatları, daha pahalıya sonuçlandırıldığı ifade edilmişken, hangi gerekçelerle ihalelerin aynı şartlarda ve aynı firmalarla devam etmesine karar verilmiştir?

İhalelerin iptal edildiği tarihle yeniden sözleşme imzalandığı tarih arasında neler değişmiştir? Eğer değişen bir şey yoksa kendilerinin de ifade ettiği kamuyu zarara uğratan bu ihalelere neden devam edilmektedir.

17 mart tarihinde Mevlüt Uysal, “biz daha çok oy aldığımız yerlere metro yapacağız” diyerek aslında bilinçaltlarında olan, aslında zaten şu anda da uygulanmakta olan ayrımcı politikalarını söylemiş oldu. Aslında diyoruz çünkü, zaten şu andaki uygulamalarda da ayrımcılığın çok somut örneklerini görüyoruz.

Ufacık bir örnek, şu anda uygulamada olan metro aktarma istasyonlarında, örneğin Başakşehir’de halkımız aktarma yaparken ücret ödemiyor, ama Beşiktaş sınırları içerisindeki metro aktarması yapılırken ücret ödeniyor. İstanbul’u, İstanbulluları ne yaşadıkları yerlere, ne kimliklerine, ne düşüncelerine, ne haklarına, ne inançlarına ne de verdikleri oya göre ayrıştıramazsınız. Bu belediyecilik değildir, bu sizin bilinçaltınızın sadece ve sadece tezahürüdür.

İstanbul’da yapılmış olan metro hatlarıyla ilgili km başına bir maliyet analizi çıkarıldı. İstanbul’da km başına metro hatları 110 milyon TL. Bu yapılmış ve bilinen rakam. Bizim CHP’li İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde km başına metro maliyeti 56 milyon TL. En ufak bir tacir bile bilir ki işin kapsamı arttıkça maliyet azalır ama burada rakamları görmek bile İstanbul halkının acı gerçeklerini bir kez daha görmesi açısından manidar.

-

Şimdi gel gelelim AKP’nin belediyeciliğinin nasıl kanunsuz, nasıl haksız ve hukuksuz uygulandığının trajik ve somut bir diğer örneğine. Yine hepiniz biliyorsunuz bizim belediyelerimizde her geçen gün soruşturmalar, müfettişler var.

Çünkü belediyecilikte diğer bütün kamu alanları gibi şeffaf, hesap verilebilir ve denetlenebilir yerler olmalı. Hiç itirazımız yok. Ama o müfettişler birazdan açıklayacağım bilgi ve belgelerle arada bir de Ümraniye Belediyesi’ne uğrasınlar.

Belediyeler devletten yetkisini alan ama mahalli sorunların müşterek çözümleri için kurulmuş kamu kurumlarıdır. Dolayısıyla belediyelerin bütçeleri de şeffaf, saydam, kanun ve nizamlar çerçevesinde yapılır ve denetlenir ve uygulanır.

2015 yılında Ümraniye Belediyesi’nin yıllık bütçesi belediyecilik hukukuna ve kanuna aykırı bir şekilde Ümraniye Belediye Meclis Grubu’ndan geçirilmeye çalışılmış ve ne yazık ki uyarılara ve hatırlatmalara rağmen her zaman yaptıkları gibi bir oldubittiyle Ümraniye Belediyesi’nin yıllık bütçesi meclis grubundan geçirilmiştir.

Halkın parasını nereye ne amaçla kullandığını açıklamaktan korkan, halka hesap veremeyen Ümraniye Belediyesi, yakayı ele vermiş durumda.

Bu durum 5393 Sayılı Belediye Kanunu ve Belediye Meclisi Çalışma Yönetmeliği’ne fiilen aykırı.

Bakın yönetmelik ne diyor?

“İmar ve bütçeye ilişkin konular hakkında meclis tarafından karar alınmadan önce ilgili komisyonlarda görüşülmesi zorunludur” (Meclis Çalışma Yönetmeliği’nin İhtisas Komisyonlarının Oluşumu başlıklı 21. Maddesinin 5. Fıkrası)

AKP’li Ümraniye Belediyesi, tüm Ümraniyelileri ilgilendiren bir konunun komisyon tarafından detaylıca incelenmesini ve denetlenmesini engellemiş; söz konusu olayla ilgili açık hüküm bulunan kanunları çiğnemiştir.

Belediyenin bütçesini, halkın parasını halktan gizleyerek, denetlenmesine engel olarak ne amaçladıklarını şüphesiz herkes tahmin edebilmektedir.

Bu kanunsuzluk yaşanır yaşanmaz CHP’li meclis üyelerimiz derhal itiraz ettiler.

Belediye meclis başkanlığına ve Ümraniye Kaymakamlığı’na yapılan itirazlarımız reddedildi.

Daha sonra bu tam kanunsuzluk durumunu yargıya taşıyarak İstanbul 10. İdare Mahkemesi’nde dava açılmasını sağladık.

Yerel mahkeme (İdare Mahkemesi) 4 Temmuz 2017’de belediyeyi haklı bularak hukuka ve mevzuatlara aykırı uygulamanın iptal edilmesi talebimizi itiraz yolu açık olmak üzere reddetti.

Biz de İdare Mahkemesi’nin bu kararını derhal İstinaf Mahkemesi’ne taşıdık.

İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 6. İdari Dava Dairesi itirazımızı değerlendirerek 23 Ocak 2018’de İdare Mahkemesi’nin kararını bozdu.

Yani AKP’li Ümraniye Belediyesi’nin hukuka ve mevzuatlara aykırı olarak tam kanunsuzluk durumu içerisinde karar aldığını tescilledi.

Ümraniye Belediyesi’nin 2015’teki gelir ve gider bütçesi tam şaibe altındadır. 2015 bütçesi onaylanmamış durumdadır.

Peki şimdi ne olacak?

5393 Sayılı Kanunu’nun 30. Maddesi Meclis’in feshini düzenliyor.

Buna göre; Belediye Meclisi

a) Kendisine kanunla verilen görevleri süresi içinde yapmayı ihmal eder ve bu durum belediyeye ait işleri sekteye veya gecikmeye uğratırsa,

b) Belediyeye verilen görevlerle ilgisi olmayan siyasî konularda karar alırsa,

İçişleri Bakanlığı’nın bildirimi üzerine Danıştay’ın kararı ile feshedilir.

Mahkeme kararının dikkate alınmalı, ilgili kanunlar derhal uygulanmalıdır.

İstinaf Mahkemesi’nin verdiği kararla şu anda Ümraniye Belediye Meclisi hukuken aslında feshedilmiş durumdadır. Aslında şu anda görev yapamaz durumdadır.

Bugün itibariyle mahkeme kararını ve ilgili kanun hükümlerini gerekçe göstererek İstanbul Valiliği’ne ve İçişleri Bakanlığı’na dilekçelerimizi gönderdik.

Akılları sıra “Bizim arkamızda devlet var, bize kanunlar işlemez” diye düşündükleri için

“Nasıl olsa Ankara’daki abilerimiz mahkemelere bir emir verir, buradan da yırtarız” dedikleri için

Yargıyı siyasi iktidarın sopası olarak kullanmaya alıştıkları için

Belediyenin gelir ve giderlerini bir oldu bittiyle meclisten geçirerek yollarına devam edeceklerini sanıyorlardı.

Halka yalan söylemek en büyük suçtur!

Bundan sonra İstanbul’da halkın bir lirasını hasıraltı etseniz karşınızda bizi bulacaksınız!

Biz halka hesap verebilmeyi en yüce görev sayarız. Halka hesap vermekten korkanların, halka hesap veremeyecek işler yapanların ensesindeyiz.

-

İstanbul’u karadan oy, havadan rant olarak görenlerin kendilerine oy verenlere de hiçbir şey yapmadığını görüyoruz. Sultanbeyli’ye bakın. Sultanbeyli ilçesinde her sabah insanlar planlanmamış, programlanmamış bir şekilde balık istifi şeklinde işlerine gitmeye çalışıyorlar. Sultanbeyli’deki yoksul halkımızın çektiği sıkıntılar belediyedekilerin umurunda bile değil.

Bizler için demokrasinin bir gereği olarak kimin nereye oy verdiği önemli değil. Bizler halkın vergilerine sahip çıkacağız, İstanbul’u halka birlikte halk için yöneteceğiz. AKP’ye oy veren yurttaşlarımız da ne yazık ki sadece bir oy olarak görülüyor. Seçim bittikten sonra insana dair insanlığa dair İstanbul’a dair hiçbir kaygılarının olmadığını görüyoruz. Söz olsun ki bunu ev ev sokak sokak anlatacağız. AKP’li belediyeciliğinin insanlıktan uzak olan uygulamalarını herkese tek tek anlatacağız.

Anayasa’nın eşitlik ilkesi gereği Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkes eşit hizmet alma hakkına sahiptir.

Siz hangi hakla devletin parasını, halkın vergilerini seçim yatırımı olarak kullandınız, kullanmaya devam ediyorsunuz? Hangi hakla, hangi akılla?

Belediyelerin bütçesi devletin parasıdır, halkın parasıdır.

Her akşam evlerimize adım attığımız andan itibaren kullanmak zorunda olduğumuz elektrikten, sudan, doğalgazdan alınan vergilerdir belediyenin bütçesi.

Bu ayrımcı, bu yalancı, bu kanunsuz yönetim anlayışınızın son günlerini yaşıyorsunuz.

Halka hesap veremeyen, halkın parasıyla yapılan hizmetleri seçim yatırımı olarak değerlendiren iktidar gidecek,

Parti, kimlik, inanç, etnik, soy fark etmeksizin, eşitlik anlayışıyla halka hizmet eden katılımcı sosyal demokrat belediyecilik gelecek.

Önümüzdeki haftadan itibaren İl Yönetim Kurulu toplantılarımızı her hafta İstanbul’un bir ilçesinde yapacağız. Ümraniye Belediyesi’nde yapılan bu kanunsuzluklardan dolayı il yönetim kurulu toplantımız Ümraniye’de yapılacak. İl yöneticilerimizle birlikte Ümraniye’de sokak sokak gezerek İstanbul’un acı gerçeklerini ve yaşanılabilir İstanbul’un nasıl kurulacağını anlatacağız.

Bizler 2019’da halk için, halkla beraber halkın İstanbul’unu kuracağız.”